Fransız Sosyalist Partisi 1. Sekreteri M. Aubry' nin 'care-ihtimam toplumu' kavramı tartışılmaya devam ediyor

22.05.2010 19:15:00      
      
Martine Aubry 2 Nisan tarihli web gazetesi Mediapart'a verdiği söyleşi, ve Le Monde gazetesinde ''ihtimam toplum'' ile ilgili yazısında,( tam metin 'yeni dünya' tartışmaları sayfamızda) Sosyalist Parti için projelerini açıklıyor ve ''herkese ihtimam gösteren ve geleceği hazırlayan refah ve saygı toplumu' na çağrıda bulunurken' maddiyatçılığı ve herşeye sahip olma hırsı'nı ifşa ediyordu. Bu 'refah ve ihtimam ( ingilizce care )toplumu', M.Aubry'nin sorgulamalarının temelini oluşturuyor. (AC/İkinciGrup)




''İhtimam'' bireyler arasındaki ampatik ilişkilerde ve diğerine ihtimam gösterme eyleminde odaklanan anglo-sakson felsefeye ait bir kavram ( David Hume ve bilhassa Adam Smith ). Bu kavram 1960 yılları amerikan feminist akımı tarafından yeniliğe uğratıldı; Carol Gilligan tarafından geliştirilen hususi bir etik, bi nevi ''kadın ahlakı'' na dönüştü.

''İhtimam'', feminizmden gelen... ve Tony Blair'den ödünç alınan bir kavram. Amerikan feminizminin önemli simalarından Carol Gilligan, tamamıyla kadın etiğine dayanan bir dünya görüşü geliştirmeyi amaçlıyordu; diğerlerine ihtimam gösterme görüşünü tüm topluma ve bilhassa erkeklere öğretmeyi öngörüyordu. Çalışmaları diğer bir amerikalı üniversite profesörünü etkileyecekdi; Joan Tronto, 1993 yılında yayınladığı ''Bir İhtimam Politikası için, Kusurlu bir Dünya'' ile bu ihtimam ''care'' kavramına yeni bir ahlaki değer vermekten yana bir tez geliştirdi. M.Aubry ise, 2000 yılından bu yana ilgilendiği ihtimam kavramını, ''hem bireyler arasında hem de bireylerle toplum arasında yeni ekonomik, sosyal ve sürdürülebilir ilişkiler geliştirmeye meyilli, olumlu, ve yaratıcı değerler taşıyan bir kavram'' olarak özetliyor. Sosyalist Parti birinci sekreteri, Tony Blair'in danışmanlarından Anthony Giddens'in kullandığı bu analizi Le Monde' da 14 Nisan günü ( tam metin İkinciGrup 'yeni dünya tartışmaları' sayfalarında bulunmaktadır ) yayınladığı yazıda kullanıyordu. Aubry bu yazısında  'ihtimam toplumuna yönelmemiz gerektiği'' ni savunurken, ''unutmayalım, hiçbir devlet yardımı, düzenli tedavi ve bakım ağlarının, aile ve yakın dost dayanışmalarının, kapı komşusu ihtimamının yerini alamaz. Bu ise, tüm toplumun seferber olması ile mümkün olabilir. Toplumumuz ancak giderek insanileşerek bir anlam kazanmaya başlayabilecek'' vurgulamasını da yapıyordu.

Bu görüş tabii ki herkes tarafından kabul edilmiyor. RTL radyosundan J.M. Aphatie, M.Aubry'ye ''bayağılık ödülü'' verirken, ''üstünkörü iyi duygular yığını'' nı, ''cm² 'ye düşen bayağılık ve basma kalıp laflar rekoru'' nu vurguluyordu. Aynı zamanda birinci sekreterin kullandığı kavramların Sosyalist Partinin 2007 Cuhurbaşkanlığı adayı Ségolène Royal'ın ''adil düzen'' veya ''kardeşlik'' gibi kavramlarıyla benzerliklerinin de altı çizilmektedir.

Manuel Valls ( PS, Sosyalist Parti ) ve Nathalie Kosciusko-Morizet (UMP, iktidar partisi )'den gelen eleştiriler

Buna rağmen tartışma siyasi gündeme yerleşmiş bulunuyor. Sağ UMP partisinde, M.Aubry'ye cevap verme işini, genç digital ekonomi devlet sekreteri Nathalie Kosciusko-Morizet yükleniyordu.

Yine Le Monde gazetesinde çıkan bir yazısında NKM, ''iyi duyguların zaferi'' ile alay ediyor. ''Gökkubbenin altında yeni birşey yok; olsa olsa, hiçbir zaman kadınlara bir iyilik getirmesine inanmadığım, sosyal yardım ve iyi duygular söyleminin tekrar dirilmesi'' diyor. NKM 'ihtimam' kavramının aşılmış olduğunu ''kadınları ve siyasi düşünceyi sosyal acılar bütünü içerisine hapsettiği'' nin altını çizmektedir.

Sol'da da bu kavramdan şüphelenenler yok değil.

Yine Le Monde'da çıkan bir yazısında Sosyalist Partiden Manuel Valls ihtimam kavramının ''büyük bir hata ve solun fikir cephesinde gerilemesi'' olduğunu söylüyor. Sosyalist Partinin sağ kanadını temsil eden Evry belediye başkanı ve milletvekili M. Valls ''birey ne hasta, ne de ihtimama ihtiyacı var'', fakat aksine ''özgür olarak hareket etmek istiyor'' diyor. Valls için, ''1980' lerin bu yıpranmış kavramı (...) katiyyen bugünün fransız toplumuna uygun degil''. Eğer sol bu felsefeyle, 2012'de başkanlık seçimlerini kazanırsa, büyük umutlar oluşturacağını, ve bunun ''yeni bir saatli hayal kırıklığı bombası'' olduğunun altını çizmektedir.

Tüm eleştirilere rağmen, M.Aubry 'nin öne sürdüğü fikirlerin, bazılarını düşünmeye zorladığı da bir gerçek.

Bunların ilki ...belki de Cumhurbaşkanı N.Sarkozy. 11 Mayıs günü Elysée Sarayına kabul ettiği milletvekilleri ile yaptığı söyleşide, eğer 2012' de tekrar adaylığını koyacak olursa, strateji değiştirebileceğini söylemiş : ''5 yıl reformdan sonra, Fransızların belki koruyucu bir başkana ihtiyaçları olabilir'' demiş.

Koruma eyleminden ihtimama bir adımda geçilebileceğini görmemek için kör olmak gerek ...!


14 Mayıs tarihli Le Monde'dan
derleyen
Arsen Ceyhan / İkinci Grup