geçmiş raporlarda, Sayıştayın irdelediği aksaklıkların fikr-i takibini yapıyor; 2006-2007 Sayıştay raporunda yer alan 475 tavsiyenin dörtte üçünün kamu tarafından dikkate alındığını ve düzelttiğine yer veriyor.
1/ Tarihi Paris Akademisinin hayalet müfettişleri : Napolyon Bonapart döneminden kalma bu kurumun yüksek memurları, başlangıçta orta ve lise seviyesi ögretmenlerini teftişle yükümlü idiler. Zamanla bu memurların rolleri değişti. Sayıştaya göre bugün bu memurlar Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar ve vekillere danışmanlık yapmakla görevliler. Bu müfettişlerin 22 tanesinin sadece 1 tanesi, hâlâ Haziran 2009 tarihine kadar eğitim müfettişliği yapıyordu. Sayıştay için Paris Akademisine bağlı müffetişliklerin lağvedilmesi bir zorunluk teşkil etmektedir.
2/ Airbus A400M dosyasının çarpıklıkları : Askeri Airbus uçağı, ana şirketi EADS ile 7 partöner Devlet arasında ciddi tartışma ve görüşmelere konu oldu. Görüşmelerin can alıcı noktası, projenin sebep olduğu 5 milyar € masraf fazlasının partönerler arasında nasıl paylaşılacağı oldu. Sayıştay, bu devasa projenin hedeflediği bazı performansların çok ihtiraslı olduğunu ve bilhassa gerçekleştirilmesi imkansız hedefler belirlediğini kaydetmektedir. Fransa, benzeri uçakları başka ülkelerden ( örneğin ABD ) daha ucuza alabilir ve ordusunu daha çabuk donandırabilirdi. Rapor benzeri çarpıklıkları, Rafal savaş uçakları veya Tigre NH90 taşıma ve atak helikopteri programlarında da gözlemlemekte ve ihbar etmektedir.
3/ Polis arabalarının şahsi amaçlarla kullanımı : Ocak 2003 ile Eylül 2008 yılları arasında sivil polis arabaları % 21 arttı ( 1218'den 1469'a sıçramış ). Sayıştay polis arabalarının şahsi kullanımının çoğalma gösterdiğini ihbar etmektedir. Ayrıca Rapor, 31 aracın, polisle alakası olmayan şahıslara hizmet verdiğini de vurgulamaktadır; eski bir Cumhurbaşkanı, iki eski Başbakan, eski Bakanlar ve yüksek memurlar... bu araçlardan istifade etmektedirler. Sayıştay bu şahsi kullanımların sonunun gelmesini ve daha iyi bir yönetim uygulamasını salık veriyor.


4/ Eşitsiz vergi kontrolleri : Sayıştay, ''bazı faaliyet sektörlerinin, toplum tabakalarının ve vergilerin, daha zor olduklarından, bütçesel ve baskı bağlamında daha az gelir getirdiklerinden, daha az kontrol edildiklerine'' işaret etmektedir. Çiftçiler, hukuk, finans, sağlık veya emlâk servislerinin göreceli biçimde esirgendiklerini gözlemlemektedir. Buna karşın, vergi kaçakçılığı ihbarlarının 1/3 'ini inşaat sektörü, bilhassa bunun önemli bir bölümünü ''aynı Akdeniz ülkesi ( Türkiye ) çıkışlı inşaat işçilerinin' çalıştıkları şirketler oluşturmaktadır. Rapor, vergi kontrolü politikasının hiç eşitlikçi olmadığını, çoğu zaman kontrollerin gerçekten etkin olacağı sektörlerde yapılmadığını ihbar etmektedir. Rapor daha da ileri giderek, bazı vergi kontrolu memurlarının kontrollerinde de bazı çarpıklıkların görüldüğünü belgelemektedir; çoğu zaman tanıdık veya hiyerarşik olarak bağımlı olan memurlar tarafindan yapılmaktadır bu kontroller.
5 / İşsizlik sigortası yolsuzluklarıyla mücadelenin başarısızlığı : Sayıştay, bu yolsuzlukların yılda 2 milyar € 'ya mal olduğunu kaydediyor; bunun yarısından fazlasına ise, çalışan işçilerini deklare etmeyen işverenler sebep olmaktadır. Sosyal yardım yolsuzluklarının ise yılda 800 milyon € olduğu bildirilmektedir. Bu yolsuzluklarda, sahne sanatçıları ve işçilerinin yüksek bir oranda temsil edildikleri de kaydedilmektedir.
6 / Sosyal Sigorta; kağıt kullanımı hâlâ bilgisayar ortamında eloktronik kullanımına tercih edilmaktedir: ''Sosyal Sigorta, 2009 yılında, posta yoluyla, kağıt kullanımlı 150 milyon beyanı almış; bu ise 200 milyon € civarında bir para masrafina tekabül etmektedir. Hâlâ 2008-2009 yıllarında, mütahassıs doktorların % 41 'i ve pratisyen doktorların ise % 27'si ise elektronik ödeme imkanlarını kullanmamaya devam etmektedir. Sayıştay, bu ekonomik imkanları kullanmayan doktorların, hiç vakit kaybetmeden cezalandırılmasını öngörmektedir.
7 / Borçlanan ailelerin giderek çoğalması : 1990 yıllarında aşırı-borçlanma dosyalarının sayısı 70 000 iken 2004-2008 yılları arasında bu rakam 185 000'e sıçradı. Sayıştay, bu problemle mücadelede, bankaların maddi katkısının kaçınılmaz olduğunu vurgulamaktadır.
8 / Vergi kaçırma yuvalarının orantısız maliyeti : Kamu bütçe açığı 2008 yılında GSMH'nin % 3,4' ünden, 2009'da % 7,9' a sıçramış bulunuyor; Sayıştay, raporunda, bu sıçramanin tamamının finansal krize bağlı olmadığını da eklemektedir. Rapor sayesinde, bu açığın büyük oranda yapısal olduğunu, ve bilhassa hükümetin, vergi kaçırma yuvaları ile mücadelede verdiği sözleri tutmadığını da öğreniyoruz .
9 / Deniz-Aşırı Bölgelerin vergi bağışıklıklarının maliyeti : Sayıştay, Deniz-Aşırı Fransız Bölgelerini özel sermayeye çekici kılan kanunun tekrar gözden geçirilmesini salık vermektedir. Örneğin, bu kanun sayesinde, Devlet, inşaat ve sanayi sektörlerine önemli vergi bağışıklıkları ve sermaye avansları vermektedir. Rapor, bu bağışıklıkların 2009 yılında Devlete 1,28 milyar €'ya, 2010 yılında ise 1,4 milyar €'ya mal olacağını vurgularken, buna paralel olarak Deniz-Aşırı Bölgelerdeki yatırımların ise çoğu zaman geçici olduğunu da gözlemlenmektedir.
10-2-2010 tarihli Le Monde'dan derleyen Arsen Ceyhan / İkinci Grup
|