İklim bilimciler etrafındaki bilimsel ve medyatik baskı çoğalıyor

04.02.2010 18:27:00
'Beni iklim değişikliği biliminin yüzü ve sesi olarak gören şüphecilere, hiç de kendilerini tatmin etmek istemediğimi tekrarlamak istiyorum. HAIBG ( Hükümetler Arasi Iklim Bilirkişi Grubu ) başkanlığı görevimi sonuna kadar yerine getirmeye kararliyim.'' diyordu Rajendra Pachauri, 25 Ocak günü BBC ile yaptığı bir söyleşide. Gerçekten de, Pachauri' nin, 2009 yılı sonundan bu yana muhafazakar basın ve internette giderek güçlenen iklim şüpheclerinin birçok eleştiri ve polemiğine maruz kalan, BM' e bağlı HAIBG adına bu açıklamayı yapması hiç de gereksiz değildi.

 

Climatgate: Kopenhag Zirvesinin açılmasından birkaç hafta evvel, birkaç korsan, İngiltere East Anglia Üniversitesinin İklim Araştırmaları Bölümünün ( CRU ) bilgisayarına girdiler. Ve bu merkezin araştırmacıları ile Amerikalı ve Avrupalı meslektaşları arasındaki yazışmaların 13 yıllık arşivini çaldılar; bu yazışmalardan aşağı yukarı 1000 tanesi itina ile seçilir ve 19 Ekimden itibaren internette yayınlanır.  Yayınlanan mesajlarda, bazı iklimbilimcilerin, ''şüpheci – iklimbilimci'' yayınlarına mani oldukları ima edilmektedir. Ayrıca bazı mesajlarda, bir iklimbilimcinin, ''elindeki brüt verileri, meslekdaşları ile paylaşmak istemediğini'' söylediğini görüyoruz. Bazı mesajlarda ise, sözü geçen iklimbilimcilerin, çalışmalarında, rakamları ve sonuçları manipüle ettikleri görülmektedir. Mesajlardan 1999 yılında atılan bir tanesinde, bazı verilerin yolsuzluğa teşvik ile manipüle edilmek istendiği sonucuna varılabiliyor. Adı geçen mesajda, CRU' nün başkanı Phil Jones, ''ısıların düşmesini gizlemek için bir kurnazlığa baş vurduğunu'' söylüyor. Tabii ki kontekstinden çıkarıldığında, böyle bir cümlenin, CRU' nün ortaya koyduğu ortalama yeryüzü ısısının suni biçimde yükseltilmiş olduğu sonucuna varılabiliyor. P. Jones, kurnazlık terimini, senli benli bir ortamda, bir ağacın yaş halkaları ile bundan çikarilabilecek ısılarla ilgili bir tartışmada kullanıldığını söyleyerek kendini müdaafa ediyor.Bununla beraber, P. Jones CRU içerisindeki görevlerinden geri çekildi; bağımsız bir komisyonun, sonuçları ilkbaharda çıkacak olan bi anket yapacağı belirtiliyor. Dünyaca meşhur ve saygın, daha evvel birçok iklim şüphecisi' nin çalışmalarını yayınlamış olan İngiliz Nature dergisi ise bu anketin sonuçlarını beklemeden, 3 Aralık günkü baş makalesini tamamen ''Climategate'' e ayırıyordu. Dergi, şüphecilerle alay ederek, 'inkarcılar gerçeği ellerinde tuttuklarını zannediyorlar, iklim bilimcilerin, başından bu yana, küresel ısınmanın insan faaliyetlerine dayandığı tezinin tersini gösteren tüm verileri sistematik biçimde örtbas ettiklerini söylüyorlar; bu paranoyak yorum büyük bir ihtimalle, ABD Senatosunda, ısınmayla mücadele tartışmalarını tıkayıcı temsilciler tarafinda kullanılacağından, tamamen gülünçtür'' diyor.

Cimatgate, iklimbilimcilerin ciddiyetine ¨önemli bir darbe vurdugu da inkar edilemez . 22 Ocak günü Ingiliz Parlamentosunun bilim ve teknoloji komisyonu konuyla ilgili bir anket başlattı; neticelerin Mart ayında belli olacağı söyleniyor .

Pachaurigate: The Sunday Telegraph gazetesi 20 Aralik 2009 günü HAIBG Başkanı Rajendra Pachauri' nin, örgütteki pozisyonundan istifade ederek, iklim değişikliğiyle mücadele politikalarına ilgi duyan şirketlerle özel kontratlar imzaladığını ifşa ediyordu.

Pachauri' nin yönettiği, hiçbir ticari amacı olmayan araştırma merkezi TERI (The Energy and Resources Institute) bu ithama ''Prensip itibariyle R. Pachauri, verdiği her konferans veya danışmanlık için aldığı ücretlerin tamamiyle TERI' ye havale edilmesinde israr etmiştir'' cevabını verdi. Özet olarak, bu beyanda, hiçbir şahsi menfaat gütmemiş olduğu söylenmektedir. Bununla beraber, ifşaati yapan gazete, dünya kamu oyunun giderek çoğalan şüphe dağarcığına bir yenisini daha eklemeyi başarmış olduğu da inkâr edilmez bir olgu.

Glaciergate: The Sunday Times, 17 Ocak günü, dünya bilimsel çevrelerinde gelişen bir polemiği aktaran makale yayınladı. HABIG' nun yayınladığı en son raporda ( 2007 ) Asya' nın su seposu görevini yapan Himalaya buzullarının yok olması ile ilgili hatalı bir tarih veriyordu ( ikincigrup'da bu hatanin farkına biz de varmamıştık ). Raporun ikinci bölümünde ( Etki, uyum ve zayıf düşebilirlik ), 493. sayfada Himalaya buzulunun 2035 tarihinde yok olabileceği ileri sürülüyor. Hatalı tarihin bilimsel bir araştırmadan gelmediği biliniyor. Tabiatı korum amacı güden WWF 'in 2005 yılı raporunda, 1999'da New Scientist dergisinde yayınlana başka bir makaleden yaptığı alıntı, bu hatanın menşeini oluşturuyor. HAIBG hatasını kabul etti, fakat bu hatanın, ''politikacı ve karar verici kurum ve şahıslara'' yollanan 20 sayfalık Rapor özetinde bulunmadığını kaydederek kendini müdaafa etmeye çalışıyor.

''Açık olmak gerek, Himalaya ile ilgili olarak bir hata var; fakat bu hatanın öne çıkarılmasında kullanılan metot şüpheli; büyük bir ihtimalle düzenli bir karşı kampanya ile karşı karşıyayız'' diyor Pierre-Simon-Laplace enstitüsünden, HAIBG üyesi Hervé Le Treut. The Sunday Times başka bir makalesinde, bu tarih hatası ile Pachauri' nin yönettigi TERI laboratuarı için topladığı para fonları arasında bir ilişki de görmektedir. Gerçekten de Pachauri'nin enstitüsü Himalaya buzulları ile ilgili yok olma verilerini abartarak, High Noon projesi çerçevesinde, Carnegie Corporation ve AB' nden önemli para fonları elde ettiği ileri sürülmektedir. TERI 'de araştırmacı olarak çalışan buzulcu Syed Hasnain, enstitüsünün ''hiçbir zaman Carnegie Corporation kuruluna para yardımı için başvurmadığını'' söylüyor. Carnegie Corporation iletişim sorumlusu George Soule' dan, kurumunun gerçekten 500 000 $'lık bir yardımı Global Center adlı başka bir araştırma merkezine vakfettiğini öğreniyoruz. Sadece bunun akabinde, Global Center'in TERI'ye işbirliği teklifinde bulunduğunu öğreniyoruz. AB'nin High Noon adlı, dünya buzullarını gözlemleme projesine gelince, TERI'nin bu projenin partöneri olduğunu biliyoruz.

Cyclonegate : The Sunday Times 24 Ocak günü şüphe tablosuna başka bir haber daha ekliyor. Gazetenin makalesinde, HAIBG 2007 Raporunda başka bir hatanın bulunduğu ileri sürülür. Hata, Robert Muir-Wood adlı iklimbilimcinin yayınlanmamış bir araştırmasından gelmektedir; bu araştırmada, iklim değişikliğinin, fırtına, kasırga ve siklon gibi bazi aşırı iklim olgularını kolaylaştırdığı ileri sürülmektedir. Muir Wood, çalışmasının ilk bölümünün bu konuyla ilgili olduğunu ve ısınma ile aşırı olgular arasında ilişkinin olasılık içerisinde bulunduğunu söylüyor; ve bu çalışmasının bazı konferans belgelerinde bulunduğunu da müdaafasına ekliyor. HAIBG Raporunda bu ilişkiden bahsedilmesinin sebebinin bu olduğu ortaya çıkmaktadır. Anlaşılan 2007 Raporunun yazılması sürecinde hiçbir proses yanlışının yapılmadığı ve bilimsel geleneklere devamlı sadık kalındığı da ileri sürülmektedir. Biz de bunun böyle olduğuna inanmak istiyoruz; fakat HAIBG bilim adamlarının, kurumlarının ve BM' in ciddiyetini olduğu kadar onurunu da kurtarmak için bundan böyle hiçbir şüpheye imkan vermeyen bir tavır içerisinde olmaları gerekecek.

01-2-2010 tarihli Le Monde'dan
derleyen
Arsen Ceyhan / İkinci Grup