anlaşmanın birçok parametresi üzerinde görüş birliğine varamadıklarını görüyorlardı ! Afrika lı bir delege ''hiçbir somut karşılığı olmadan, bizden, ulusal egemenliğimizi ipotek altına almamız istenemez'' diyordu .

Çevrecili Bakanlarının ve Devlet Bakanlarının karara bağlamaları gerekli konuların listesi uzun; görüşmelerin sonuna yaklaşıldı. BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, 'eğer, Devlet Başkanlarının son dakikada sorunlara cevap bulmasına mahkûm olursak, bu, ya zayıf ya da hiçbir anlaşmaya varılamayacağı demektir'' diyor.
Herhalde, bu karamsar senaryonun önünü almak amacıyla, Zirve nin başından bu yana Kopenhag' da bulunan bazı Çevrecilik Bakanlarıyla ikili görüşmeleri çoğalttı. Bu metot ise, ihmal edildikleri hissine kapılan bazı küçük ülke temsilcileri tarafindan hararetle eleştirildi. Bengaldeş li bir temsilci, ''BM görüşmelerinde, değişik kategorilerden ülke olamaz; görüşmelerin, şeffaf ve tüm ülkelerin eşit biçimde katılabilinilir olmasi gerekir'' diyerek üzüntüsünü belirtiyordu.

Zirve Başkanının bu metot hatası, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında, tartışmaların özü ve ana hatları ile ilgili görüş ayrılıklarının giderek önem kazandığı bir bağlamda, başkanlığın meşruluğunu sarsmış bulunuyor. BM Bolivya Büyükelçisi Pablo Solon ''Güney ülkeleri giderek daha güvenli bir mukavemet tavrı almaktadırlar, zira burada bahis konusu, kendi istikballerinden başka birşey değil'' diyor.
Bu güvenli tavır, 14 Aralık Pazartesi günü Kyoto Protokolu' nun ( 1997 ) geleceği üzerine odaklandı; fakir ve gelişmekte olan ülkeler Kyoto' nun son bulmasını istemiyorlar. 53 Afrika ülkesi, başkanlığın, konuya öncellik vermesini şart koşarak, çalışma gruplarına katılmama kararı alıp, konferans salonunu geçici olarak terk ettiler. Cezayir delegasyonu başkanı Kamel Djemouai ''sanayileşmiş ülkeler, kendilerini, sera etkili gaz salmalarını azaltmaya zorlayan, yegane Kyoto Protokolu nun ölümüne razı olmamızı istiyorlar'' diyor. Bilindiği gibi, Kyoto Protokolu nu imzalayan sanayileşmiş ülkeler, salmalarını ( 1990 yılı referans alınarak ) 2012 yılına kadar ortalama % 5 azaltma taahütünde bulunmuşlardı; gelişmekte olan ülkeler ise bu ülkelerin yeni taahütlerle 2020 yılına kadar yeni hedefler belirlemelerini arzuluyorlar. Şimdilik, meselenin çözümü yok: ABD Kyoto Protokolu nda değil ve girmeye niyeti yok, Japonya ve Avustralya ise ABD inisyatif almadan, zor altına girmek istemiyorlar. AB' ne gelince, Kopenhag' da Fransa' nın Büyükelçiliğini yapan Brice Lalonde'a göre ''AB, kendi kamu oyuna, diğer ülkeler kıpırdamazken, kendi taahütlerini mermere kazıyormuş gibi gözükmek istemiyor''.
Günler sayılı; Fransa, fakir ülkelere, ısınmaya uyum ve ormanları koruma fonları bağlamında, Afrika ve Brezilya eksenli bir anlaşma peşinde. Fransa, Kongo havzası ormanlık ülkelerle toplanmayı düşünüyor; bu toplantıya, REDD finansmanına katkıda bulunmayı arzulayan İngiliz Başbakanı Gordon Brown' ın da katılacağı bildiriliyor.
18 Aralık 2009 tarihli Le Monde'dan derleyen Arsen Ceyhan / İkinci Grup
|