'Fransa' da başlayan ''Türkiye Mevsimi'' adlı kültürel etkinlikler nihayet Fransızlara Türkiye' nin gerçek yüzünü keşfetme imkanı verebilecek mi ? Ne turist için plajları ve ne de Avrupa'nın fethine çıkmış görünen bir islam avangardını konu etmiyoruz.
Türkiye'ni AB' ne girme tartışmalarını bulandıran, ve bilhassa bu büyük ülkeyi algılamamızda kullandığımız basma kalıp klişelerden, önyargılardan, horgörüden, cehaletten kurtulabilecek miyiz ? Bunu tüm gücümüzle arzu ediyoruz. Türkiye' nin henüz tüm AB' ne girme kriterlerine uyum sağlamadığını biliyoruz. Türkiye' de reform ritminin yavaşlama kaydettiğinin bilincindeyiz; hükümet toplumun beklentilerine cevap olarak bazı reformcu sinyaller vermeye gayret gösterse de, kaydedilecek yol çok uzun.
Fransızlar, Türkiye' de politik ve ekonomik ilerleme için çalışan, tarihin karanlık sayfalarıyla hesaplaşmayı göze alan, kendi içine kapanma eğilimine karşı mücadele verenlere, kuşkucu çekingenliklerinde ısrar ederek mi yardım edeceklerini zannediyorlar ? Unutmayalım, bu kendi içine kapanma eğilimi, Fransa' da, Türkiye'nin AB' ne girmesine karşı olanların tavrı ile daha da kararlı olmaya başladılar. Esasında, Türkiye' den sanki bir imtihandan geçer gibi istenen değişim kriterleri ile Avrupa'nın, yakın olduğu kadar uzak da olan bu ülkeyi aday olarak kabul ettiğinde kendi kendine sorduğu sorular aynısı idi.
İki tarafin da, bu stratejik ve politik bahisde sebata, denliliğe, epeyi muhayile gücüne ve bilhassa uzun vadeli bir görüşe ihtiyaçları var. AB' nin Doğu Avrupa'ya doğru genişlemesi ''diğer Avrupa'' yı entegre etmek için idiyse, Türkiye' ye doğru genişlemesi ''Avrupa' nın öteki'' sini entegre etmek için olacak.
Türkiye' yi AB' ne entegre etme sorunsalı, şu an mevcut bile olmayan tartışma ortamını tamamiyle aşmaktadır. İslam dünyası ve gelişmekte olan dünya ülkeleri bu karşılaşmanın tüm etaplarını dikkatle takip ediyorlar. Avrupa, evrensel bir dayanışma mesaji atmaya muktedir mi ? Türk toplumunun kaydettiği, yakın zamanlarda, bağımsız bir Avrupa komisyonunun raporunda vurgulanan gelişmeleri görme kabiliyeti olacak mı ?
Zor, fakat heyecan verici bir şantiye.
Avrupa, hem ısrarlı hem de ölçülü biçimde barış arayışındaki faal bir Türkiye'yi içine alarak, dünya çapında bir ihtirasa sahip olduğunu gösterebilecek mi ? Bilhassa, barbarlar şokunun müdafilerine koz kaptırmamak için, hayali hudutlarını aşabilecek mi ? Avrupa ve Türkiye nin entegrasyonu zor, fakat heyecan verici bir şantiye. Fransa, Türkiye' nin Avrupa yolculuğuna refakat edebilecek ülkelerin öncülüğünü üstlenebilecek bir ülke. Umarız, Fransa' da ''Türkiye Mevsimi'' etkinlikleri, Fransızların bu daimi değişim içerisindeki ülkeyi daha iyi tanımalarına vesile olur.
Fransa ve Türkiye' de tüm iyi niyetli insanları bize katılmaya ve tartışmaları, en ilkel iç güdülere hitab eden pasyonel kanıtlardan arıtmak için seferber olmaya çağırıyoruz. Artık, akılcı bir zeminde serinkanlı düşünce zamanıdır.
Michel Rocard, Jacques Delors, Luc Ferry, Edgar Morin et Alain Touraine'
13 Ekim 2009 tarihli Le Monde gazetesi 'opinion' sayfasından çeviren Arsen Ceyhan / İkinci Grup
Point de vue
LE MONDE | 12.10.09 | 15h54
a Saison de la Turquie en France va-t-elle enfin donner l'occasion aux Français de découvrir, à travers des dizaines de manifestations culturelles, le vrai visage de la Turquie ? Ni celle des plages pour touristes, ni celle, fantasmatique, de l'avant-garde d'un islam lancé à la conquête de l'Europe ?
Va-t-on enfin rompre, dans la vision de ce grand pays, avec les clichés, les préjugés, le mépris, au mieux l'ignorance, qui polluent le débat sur l'adhésion de la Turquie à l'Union européenne ? Nous l'espérons de toutes nos forces. Nous savons bien que la Turquie ne répond pas, pas encore, à tous les critères d'adhésion à l'UE. Nous savons bien que le rythme des réformes s'est ralenti en Turquie, bien que le gouvernement redonne des signes réformistes en phase avec les attentes de la société turque. Néanmoins, beaucoup reste à faire.
Mais est-ce en campant sur leur frilosité soupçonneuse que les Français aideront ceux qui, en Turquie, travaillent à faire avancer ce pays vers le progrès politique et économique, qui se confrontent auxpages noires de leur histoire nationale, qui luttent contre une tentation du repli sur soi. Tentation favorisée par ceux-là mêmes qui, en France, écartent d'un revers de main toute perspective de voir la Turquie rejoindre le grand ensemble européen en construction ? Au vrai, le défi lancé à la Turquie d'avoir à se transformer pour satisfaire aux critères de l'adhésion n'a d'égal que le défi que l'Europe occidentale s'est lancé à elle-même en acceptant la candidature d'un pays à la fois si proche et si éloigné.
Des deux côtés, ce pari stratégique et politique exige de la persévérance, beaucoup de tact, une bonne dose d'imagination et, plus encore peut-être, une solide vision du long terme. Si l'élargissement vers l'Est a consisté à intégrer l'autre Europe, l'élargissement vers la Turquie consistera à intégrer l'Autre de l'Europe.
Intégrer la Turquie à l'UE figure un enjeu qui dépasse le non-débat actuel sur la question. Le monde musulman, et avec lui le monde en développement, suit attentivement les étapes de cette rencontre. L'Europe est-elle capable d'émettre un message universel de solidarité ? Est-elle capable d'enregistrer les avancées de la société turque, signalées à juste titre par un récent rapport européen de la commission indépendante sur la Turquie ?
Chantier difficile mais fascinant
A-t-elle l'ambition de s'affirmer à l'échelle planétaire en accueillant en son sein un allié actif avec constance et discrétion dans la recherche de la paix ? Est-elle apte à dépasser la chimère de ses frontières identitaires, ne serait-ce que pour ne pas laisser le champ libre aux tenants de tous bords du choc des barbaries ? L'intégration de l'Europe et de la Turquie reste un chantier difficile mais fascinant. Tout prédestine la France à être au premier rang de ceux qui accompagnent la Turquie dans son odyssée européenne. Puissent les manifestations de la Saison de la Turquie en France permettre enfin aux Français de mieux comprendre ce pays en pleine transformation.
Nous appelons tous les citoyens, en France comme en Turquie, à nous rejoindre et à se mobiliser pour, de part et d'autre, libérer le débat des arguments passionnels qui font appel aux instincts les plus primitifs. Il est plus que temps de revenir à une réflexion sereine, sur un terrain rationnel.
Michel Rocard, Jacques Delors, Luc Ferry, anciens ministres ; Edgar Morin et Alain Touraine, sociologues.
Article paru dans l'édition du 13.10.09
|