G.W.Bush'a ilham veren yeni muhafazakar filozoflar artık kimseye yabancı değiler . Fakat Reinhold Niebuhr'u kim tanıyor ? Halbuki, Barack Obama' nın en çok beğendiği filozoflardan ve XX. yyıl amerikan düşünce tarihinin önde gelen simalarından biri. New York Times' ın sorduğu bir soruya, Başkan adayı Obama ''Niebuhr' u beğenirim; en sevdiğim filozoflardandır'' cevabını verir ve ona ne borçlu olduğunu izah eder: 'Kötülüğün, felaket ve ıstırabın gerçekten bu dünyada var olduklarını belirten çarpıcı fikirleri var. Niebuhr, bunları yok edebileceğimize inancımızda mütevazi olmalıyız, fakat bunu, kinizme ve vurdumduymazlığımıza bahane olarak kullanmamalıyız der. Saf bir idealizm ile katı bir gerçekçilik arasında tereddüt edeceğimize, zor olacağını bile bile bu çabaları sarfetmemiz gerektiğini müdaafa eden fikir... Bu fikri ondan aktarıyorum.''
İnsanların ıstıraplarına cüretle bakma iradesi, pratik alçak gönüllülük ve umutsuzluğa düşmeme, Barack Obama' nın söyleminin sık sık duyulan belli başı ögelerinden. Toplumun, fakirlik ve ayrımcılık gibi gerçek sorunlarını görmekten aciz ve aynı zamanda tüm dünyaya iyilik fikrini kabul ettirebileceğine inanan G.W.Bush'dan sonra Obama' nın gerçekten, entelektüel ve ahlaki bir program teklif ettiğini görüyoruz.
İşte bu ilham kaynağı, anglo-sakson ülkelerde ve Almanya' da klasik değerde bir eserin yazarı. 1971 yılında ölen, toplumsal angaje eylemden yana, dinin siyasete göre bağımsızlığını müdaafa eden, günahkâr insanın teolojisini görev edinmiş olan bu protestan din adamı ve filozof, aynı zamanda Martin Luther King' e de ilham kaynağı olmuş.
Birkaç yıldır demokratlar ve bilhassa Barack Obama, Niebuhr' un eserlerinden çıkarttıkları kanıtlarla, yeni muhafazakarların ve hiristiyan sağ kanadın Bush yönetimi üzerindeki etkisine karşı mücadelenin mümkün olduğunu gösterdiler. Demokrat ların gözünde Niebuhr, dinci sağ kanada karşı panzehir olarak belirdi. Demokrat ların nadir teolojik kaynaklarından birisi ve bir sol teolojisinin de kanıtı olması göz önüne getirildiğinde, Obama ile öne çıkması daha bir anlaşılır hal alıyor. Obama bu yaklaşımı ile, elbette ki demokrat enteligensyanın bir bölümüne politik bir sinyal atmış oldu. Bu şekilde hem solcu, hem de dini bir inanca sahip olunabileceğini söylüyordu.
Esasında Niebuhr' un politika üzerindeki etkisi daha derinlere gidiyor. En önemlisi, politikanon dine nazaran otonomisine olan inanci. Obama' nın ise, insanların oluşumunda dinin öneminin bilincinde olmasına rağmen, Kilise ile Devlet ayrımına samimi ve ciddi bir şekilde inandığını görüyoruz. Obama, Niebuhr' a atıfta bulunurken, dini toplu bir şekilde kınamaya ihtiyaç duymadan, politikayı teokratikleştirmek isteyen hiristiyan sağı eleştirmenin daha bir meşruluk kazandığını da biliyor. Gerçekten de teolog Niebuhr' un, devamlı şekilde ''Tarih içinde Allah rolü oynama'' zaafina karşı dikkatli olunmasını vurguladığını görüyoruz. Niebuhr için, ''dinin amacı yanılmazlığı değil alçak gönüllülüğü aşılamak olmalıdır''.
Obama gibi bir politikanın adamı ile Niebuhr gibi bir düşünür arasındaki diğer bağlantı ise, ideal bir görüşle pragmatizmin birleşmiş olmalarıdır. Obama, Niebuhr' un ''politik eylem imkanlarımız sadece ideallerimizden hareketle değil, toplumsal gerçekliklerle belirlenmelidir'' derkenki, gerçekçiliğini paylaşıyor. Örneğin Obama' nın eşcinsel evlilikle ilgili temkinli tavrı bu yaklaşımdan kaynaklanmaktadır; eşcinsellerin saygınlığının tanınması, fakat bunun yanında, birlik kurmalarının kanunen tanınmasının reddi. Obama, şahsen eşcinsel evlilikten rahatsız olmamakla beraber, değişik ahalilerin barış içerisinde yaşamalarını mümkün kılmak için, örneğin zenci ve latino ahalinin buna karşı olan tavrını göz önüne alıyor. Burada da, Obama' nın, çoğu zaman çıkmaza götüren safiyane ve ideolojik idealizmden kurtulduğunu görüyoruz.
Fakat, maalesef Niebuhr, nazizmin yükselişi ile barışçı kanılarını terk edip, ''doğru savaş'' teorisi üzerine çalıştı. Umarız Niebuhr' un gerçekçiliği, Obama' yı ''sürekli barış' teorisine doğru sürüklemez.
 

REINHOLD NIEBUHR (1892-1971) kimdir ?
Alman kökenli bir aile içerisinde Missuri' de doğan R. Niebuhr, evvela aynı eyalette, sonra da Yale Üniversitesinde teoloji okudu. 1915' de papazlık aşamasına ulaştı. Papaz olarak yollandığı büyük bir sanayi havzası Detroit' da işçi sınıfinın sefaleti ile karşılaştı. O dönemin iş dünyasının egemen düşüncesi Fordizmi eleştirdi, ırkçı Ku Klux Klan örgütüne karşı tavır aldı, ve bir hayli sola yönelik pozisyonlar müdaafa etti.
Evvela, kapitalizmi, içine girdiği krizden kurtarmaya çalışmakla itham ettiği Roosevelt' in New Deal' ine muhalefet gösterir, fakat sonunda benimseyip katılır. Nazizmin güçlenmesinden endişelenerek, barışçı inançlarını terk edip, daha gerçekçi bir çizgiye gelir ve hiristiyan ideallerden bağımsız ''doğru savaş'' formülünü kullanır.
Ayrıca Protestan doktrininin temel noktalarına da geri dönerek, sorgulamalar yapar ve insanın belli başlı günahkâr doğasını anlamaya çalışır. Birçok felsefi ve teolojik eserin yazarı olan R. Niebuhr 'The irony of american history', 'The nature and destiny of man' ve 'Moral man and immoral society: a study in ethics and politics' adlı eserlere de imzasını atmıştır.
Arsen Ceyhan / İkinci Grup
|