Sartre, Fanon, Kemal Tahir ve yürür gezer yalanlar

16.10.2009 17:55:00

Arsen Ceyhan / İkinci Grup
J.P.Sartre, Frantz Fanon' un manifesto kitabına ( Les Damnés de La Terre ) 1961' de yazdığı önsözde Batı kültürü için şöyle yazmıştı; 'Avrupa'nın seçkinleri bir gün ''seçkin yerli kişiler'' yaratmaya giriştiler; yetişme çağındakilerden beğendiklerini ayırdılar, alınlarına kızgın demirle Batı kültürünün ilkelerini dağladılar, dişlere sakız gibi yapışan büyük sözlerle bu zavallıların ağızlarına sesli tıkaçlar yerleştirdiler, bunlar, metropolde bir süre kaldıktan sonra, süs çiçekleri gibi ülkelerine postalandı. Bu yürür gezer yalanların kardeşlerine söyleyecekleri hiçbir şey yoktu...'

J.P. Sartre Batı felsefesinin, dünyasının ürünüydü. J.P. Sartre Mevlana' dan, Hacı Bektaş i Veli' den, Hacı Bayram' dan, Türk toplumundan, tarihinden, Yunus Emre, Fuzuli, Bâki ve Nedim' den habersizdi. O' na yalnız Nazım' ı tanıtmışlardı, Kemal Tahir' i hiç mi hiç bilmiyordu.

Buna rağmen Sartre, aydınlık saçan bir ışık olarak zihinlerimizde yer etmiştir. Frantz Fanon' un manifesto kitabına ( Les Damnés de La Terre ) 1961' de yazdığı önsöz vasıtasıyla aramızda bir eklem vardı. Kemal Tahir' i okurken, zaman zaman Sartre' ın sözlerini hatırlarım. Ne diyordu Sartre ? S. Eyüboğulları nın, H. Balıkçıları nın, F. Edgü lerin, M.C. Anday ların, O. Akbal ve benzerlerinin anlamazlıktan gelecekleri, kutsal bildikleri Batı kültürü için hiç de hoş olmayan şeyler söylüyordu: 'Avrupa' nın seçkinleri bir gün ''seçkin yerli kişiler'' yaratmaya giriştiler; yetişme çağındakilerden beğendiklerini ayırdılar, alınlarına kızgın demirle Batı kültürünün ilkelerini dağladılar, dişlere sakız gibi yapışan büyük sözlerle bu zavallıların ağızlarına sesli tıkaçlar yerleştirdiler, bunlar, metropolde bir süre kaldıktan sonra, süs çiçekleri gibi ülkelerine postalandı. Bu yürür gezer yalanların kardeşlerine söyleyecekleri hiçbir şey yoktu ...'

Şüphemiz olmasın, Paris' in ilerici yazarları, hiristiyan demokratları, sosyalistleri, burjuvaları bu satırları yazan Sartre' ı sevebilirler mi ? Sanmıyorum. Zira, kendileri insanlığa yön veren bir ışık olduklarından Avrupa kültüründen başka birşey tanımıyorlar. Avrupa' nın efendiliğini tanımayanın yaşama hakkı yoktu.

Kemal Tahir' in ''Köyün Kamburu'' nu bir yanılgı sonucu yerli yürür gezer yalancılar Fransızcaya çevirmişlerdi. Öbür eserleri birbirinin peşi sıra Tûrkiye' de yayınlanınca, yaptıkları işten pişman oldular. Bir daha K. Tahir' in adını ağızlarına almadılar. Sartre, acaba Köyün Kamburu' nu okumuş muydu ? K. Tahir' i çok iyi tanıyan Nazım buna ön ayak olmuş muydu ? K. Tahir, eğer Paris' de, romanını okuyup anlayan olduysa, Paris li efendiler, Sartre'a olan düşmanlıklarını ona da kusmuşlardır muhakkak. Çünkü K. Tahir, o kültüre, o kültürün kıyıcılığına bakınız nasıl karşı çıkıyordu: 'Batı' yi, hele kalıplarını geçilmez değil, hatta ulaşılmaz sanmak Batı ya yılgın köle dirençsizliği ile teslim olmaktır, bütün varlığı ile şartlanmışlıktır. Biyoloji deneylerinde Pavlov' un köpegi sevimli ve saygıdegerdir, ama kendilerini onun yerine koymaya çabalayan insanlar acıklıdır 'Oysa, sözümona Batı kültürü ile ağzı tıkanmış S. Eyüboğlu, aynı konuda, şartlanmışlığın, teslim olmanın somut belgesini bakınız nasıl veriyordu: 'Milletimiz kendi geleneklerini hor görüp, Avrupa' nın düşünce, bilgi, ahlâk, hukuk ve sanat ilkelerini benimsemeye karar vermekle bugün gençlik çeşmesinin nerede olduğunu açıklığa vurmuştur'

Sartre her iki düşüncenin sahiplerini tanısaydı kimi seçerdi ? Eğer, Sartre, Fanon' un kitabına yazdığı önsözde kiralık bir kalem değilse ( ki değildir ) tabii ki K. Tahir' i seçerdi . Yepyeni bir sentez, duyu ve düşünceyi; yürür gezer yalanların kafasına bir yumruk gibi inen gerçek modernliğin, gerçekçi öncüsünü; '' Bozkırdaki Çekirdek '' teki korkusuz, sürü insan olmayan, yalın vurgulamaların yazarı, '' Devlet Ana '' daki bilge sesi, '' Kurt Kanunu '' nun, ''Yol Ayrımı '' nın yazarı K. Tahir' i seçerdi . Daha da önemli olan, Sartre' ın, bizim de haz ettiğimiz bir Batı aydını olarak, kendi kıyıcı uygarlığından şüphelenip, iğrenmesi, siyah Afrika' nın, mazlum Doğu' nun, ezilen Güney Amerika' nın sesini duyabilmesidir. F. Fanon, Sartre' ın yazdığı dille yazdığı için meselelerini evrenselleştirmiştir. Ve önemli bir Batı aydını uyarılmış, kendi kendine yabancılaştırılmıştır. İyi de olmuştur. K. Tahir ise kendi diliyle konuşanların, sağdan soldan gelen nankörlüğü, saldırı ve aforozuyla karşılaşmiştir.

Bizce K. Tahir, en az F. Fanon kadar evrenselleşmeye hak kazanmış bir aydın idi.