Türkiye'nin AB üyeliğine verdiği destekle bilinen komisyonun başkanı Martti Ahtisaari dün Brüksel'den BBC'nin sorularını yanıtlarken, 2000 - 2004 yılları arasında Türkiye'de büyük reformlar yapıldığını, AB'nin ise bu sürecin ilerlemesine izin vermediğini kaydetti.
Süreci engelleyenler arasında Fransa'nın da bulunduğunu belirten Ahtisaari , 'Biz 1999 yılında Helsinki'de bir karar almıştık. Türkiye'nin geleceği AB içinde olan bir aday ülke olduğunu ve adaylığının diğer aday ülkeler için uygulananlar ile aynı kriterlerler çerçevesinde değerlendirileceğini söylemiştik. Yani bu iş AB'nin inanılırlığı ile ilgili. Biz diyoruz ki, bırakın bu süreç işlesin. Çünkü ondan sonra her ülkede ulusal kararlarımızı hükümetler nezdinde zaten alacağız' diye konuştu.
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Türkiye'ye tam üye olabileceğine dair yalan söylemekten vazgeçilmesi gerektiğini söylemiş, bunun Türkiye'nin üyeliğini oylaması beklenen Fransa kamuoyunun muhtemelen 'Hayır' diyecek olmasından kaynaklandığı yorumu yapılmıştı. Bağımsız Türkiye Komisyonu başkanı Martti Ahtisaari 'Biz 1999 yılında Helsinki'de bir karar almıştık... Türkiye'nin geleceği AB içinde olan bir aday ülke olduğunu ve adaylığının diğer aday ülkeler için uygulananlar ile aynı kriterlerler çerçevesinde değerlendirileceğini söylemiştik. Yani bu iş AB'nin inanılırlığı ile ilgili. Biz diyoruz ki, bırakın bu süreç işlesin. '
Bağımsız Türkiye Komisyonu'nun üyelerinden eski Hollanda Dışişleri Bakanı ve Avrupa Birliği'nin Dışilişkilerden Sorumlu eski Komiseri Hans Van Den Broek da, kendi ulusal perspektifinden bakıldığında Sarkozy'nin sözlerinin anlaşılabileceğini, ancak Fransa'nın daha önceki aşamalarda taahhüt ettiklerini yerine getirmesi gerektiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin partisi Halk Hareketi Birliği'nden bir parlamenter ise, raporu değerlendirirken 'Fransa kendi kamuyounun görüşünü takip ediyor, çünkü demokratik bir ülke. İkinci olarak da Nicolas Sarkozy'nin seçilmesi açıkça bu konuyla bağlantılıydı. Bu, onun Cumhurbaşkanı olarak halka verdiği bir taahhüttü.' şeklinde konuştu.
Fransız parlamenter Jacques Myard, raporun ayrıca Bağımsız Türkiye Komisyonu'nun görüşlerini yansıttığını belirterek, 'Bizler Türkiye'nin Avrupa'ya verdiği taahhütler konusunda son derece karmaşık, hassas ve titiz bir süreci takip ediyoruz, bu sürecin sonunu hep birlikte göreceğiz.' dedi.
Açık Toplum Vakfı ve İngiliz Kültür Heyeti British Council tarafından desteklenen Bağımsız Türkiye Komisyonu raporunda Kıbrıs sorunundan Kürt meselesine, Ermenistan ile ilişkilerden enerji konusuna kadar pek çok konuya değiniliyor. 'Üyeliğe alternatif başka düzenlemelerin söz konusu olması Türkiye’ye verilen sözün tutulmaması demektir.' uyarısında bulunan rapor, bununla birlikte reform sürecinde Türkiye'nin bazı fırsatları kaçırdığı uyarısında bulunuyor.
2005'ten sonra hem AB içinde hem de Türkiye'de adaylık sürecine ilişkin yükümlülükler tam olarak yerine getirilmemiştir. AB liderleri bu sürecin önünü tıkamayarak Türkiye'deki reform sürecinin devamını sağlayabilir. Kıbrıs'ta süren müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması, Türkiye'nin AB ile yürüttüğü müzakere sürecini de durdurabilir. Türkiye'de hükümet Kürt sorunu konusunda pek çok adım atmıştır ancak yeni adımlara ihtiyaç vardır. Türkiye'nin AB üyeliği, Avrupa'nın Ortadoğu ve Güney Kafkaslar ile ilişkilerine olumlu katkı sağlayabilir. Ermenistan ile diplomatik ilişki kurulması veya sınırların açılması, 1915 olayları ve Dağlık Karabağ tartışmalarının çözümüne de katkı sağlayabilir. Ülkenin Avrupa'yla sağlam bir bağ kurması, Türkiye'de laikliğe en iyi korumayı sağlayacaktır. Müzakere sürecinin sonunda hedeflenen amaca ulaşılıp ulaşılamayacağını kimse tahmin edemez. Ancak, Türkiye'ye adil biçimde bir şans tanınması AB'nin inanılırlığı açısından önemlidir, kendi çıkarlarına uygundur ve bütün aday ülkelere borçlu olduğu adaletin de gereğidir.
Ahtisaari üyeliğe inanıyor

Bağımsız Türkiye Komisyonu başkanı Martti Ahtisaari bugün açıkladıkları 'Avrupa'da Türkiye: Kısır Döngüyü Kırmak' başlıklı raporda AB ülkelerine yönelttikleri eleştirilere rağmen, Türkiye'nin ileride AB üyesi olacağına inandığını söyledi. Ahtisaari, Türkiye'nin özellikle de enerji alanındaki rolünün çok önemli bir hale geldiğini, ayrıca Orta Doğu'da yapıcı bir rol üstlendiğini vurguladı. 'Avrupa ekonomisi için de, hem Türkiye'de hem de çevresinde yatırım fırsatları yaratan ekonomisinin yılda yüzde 7'lik büyüme hızına bakınca, benim şahsen bu çalışmada yer almamı sağlayan pek çok unsur var' diyen Martti Ahtisaari, Türkiye üye ülke oluncaya kadar çalışmaya devam edeceğini kaydetti.
2000-2005 yılları arasındaki dönemi 'reformların altın çağı' olarak niteleyen Bağımsız Türkiye Komisyonu, raporunda 'Türkiye Avrupa demokrasileriyle tam anlamıyla bir uyum sağlamak istiyorsa, dönüşüm sürecine yeniden sarılmalıdır.' çağrısı yapıyor.
Türkiye'nin Ermenistan ile ilişkilerini normelleştirme yönündeki hareketlenme ve Kürt sorunu konusunda atılan adımlar memnuniyetle karşılanırken, 'toplumsal barışın kalıcı olması için yapılması gerekenler' olduğuna dikkat çekiliyor. Raporda Türkiye'ye yöneltilen uyarılarsa özellikle Kıbrıs konusunda... İki toplumun liderleri arasındaki görüşmeleri Ada'daki bölünmüşlüğün sona erdirilebilmesi için 'en iyi ve muhtemelen en son şans' olarak niteleyen rapor 'Görüşmelerin başarısız olması... müzakere başlıklarının açılmasının bloke edilmeye devam edilmesi anlamına geleceği için, AB ile Türkiye arasındaki müzakereleri tamamen durdurabilir.' deniyor.
BBCTürkçe

Bu rapor Viyana çıkışlı DiePresse gazetesinin 08-9-2009 tarihli sayısında birinci sayfa manşetindeydi.
Das Spiel mit dem Türkei-Beitritt
ilgili rapor
türkçe: Avrupa'da Türkiye
ingilizce: Turkey in Europe
fransızca: La Turquie dans l'Europe |