Barack Obama'dan devamlı pragmatist olarak bahsediliyor. Bu şekilde, Obama alelade bir politikacıya benzetilmek isteniyorsa, hata ediliyor. Aksine, felsefi anlamda bir pragmatist olması, onu tamamiyle benzersiz kılmaktadır. Obama kelimenin en orijinal anlamında bir pragmatisttir. Hem de Amerikan Başkanlarının doğrudan doğruya amerikan kökenli bir felsefe akımı olan pragmatizmden çıkan ilkidir.
Tüm yapılanması, mensub olduğu pek az benzeri olan aile tipinden, kendi öğrenim ve mesleki tecrübe yıllarına, çocuklarını yolladığı okula değin, pragmatizme ve pragmatizmden esinlenmiş birçok ilerici sosyal ve politik akıma çok şey borçludur.
Bunun en bariz delili ''sosyal örgütçü'' (community organizer) olarak çalıştığı Chicago yıllarıdır. Harvard Hukuk Fakültesini bitirip, politikaya atılmadan evvel, 1990'li yılların başında yazdığı ''Babamın Rüyaları'' adlı 150 sayfalık kitapta bu tecrübesini anlatır.

1985 yılında Columbia Üniverstesinde Siyasal Bilimler diplomasıyla, New York Times'da çıkan bir iş teklifine cevap verir. Bu Chicago'nun fakir bir mahallesinde sosyal hizmetli olarak geçecek birkaç yıl olacaktır. Calışacağı mahallenin adı Windy City, pragmatizmin tarihi başkentidir. Pragmatizmin, bu yörenin siyasal ve yurttaşlık kültüründe derin izler bırakmış olduğunu gözlemliyecektir; amerikan ilericilik geleneğinin gerçek kavşağıdır burası. Bu ilerici kültür Obama'yı son derece köklü bir biçimde etkileyecekti.
Obama ve Chicago sosyal örgütlenme modeli
Obama, 3 sorumlusu Saul Alinsky'nin öğrencileri olan ''Calumet Community Religious Conference'' derneğine girdiginde 24 yaşındadır. S. Alinsky, community organizing (sosyal örgütlenme) hareketinin kurucusu. ABD'de ''sosyal çalışma'' kavramının babası olarak tanınıyor; ayrıca köktenci bir sosyal çalışma anlayışına da sahiptir. Bilhassa 1925'de yazılan ''The City'' adlı meşhur eserin yazarları Robert Park, Ernest Burgess, Roderick McKenzie'nin talebesi olmuş, Chicago Sosyoloji okulunun saf bir ürünüdür.
1922 yılından itibaren, R. Park, ki daha evvel gazeteciydi, talebelerini devamlı muhabir gibi şehire, mahallelere yollardı. İşte bu şekilde talebesi Alinsky'yi o dönem adı en çok duyulan, Al Capone'un gangster çetesini gözlemlemek, incelemek için şehrin içine yollar. Bu sefalet ortamını büyük romancı Upton Sinclair ''The Jungle'' adlı romanında sergilemişti. Bu çeteye mensup insanları Chicago'nun ''Meat Market'' mahallesinde gözlemlemeye başladıktan sonra, Alinsky sosyolojiyi terk edip kendini sosyal çalışmaya adar. Giderek adına ''community organizing'' diyeceği bir metod geliştirmeye ve okutmaya başlar. İşte B. Obama bu metodu tatbik edecek, sonra da öğretim üyesi olarak okutacaktı. Seçim kampanyası web sitesindeki resimde, sırtında gözüken kara tahtada Alinsky anahtar kavramlarının yazıldığını görürüz, ve 1990 yılında Alinsky'yi tanıtmak için çıkan kitabın bir bölümünü yazmıştır. Giderek Alinsky'nin namı Chicago'nun sınırlarını aşar. Öyle ki, 1968 yılında Wellesley College' de, 22 yaşında bir genç kız Alinsky üzerine bir tez yazar; bu talebenin adı Hillary Rodham (Clinton) 'dur. Tezi okuyan Alinsky genç kıza kendisiyle çalışmasını teklif eder. Genç kız, Yale Üniverstesinde Hukuk okumayı onunla çalışmaya tercih eder.
İşte, belki de sosyal ve siyasi etkinlik konusunda, yeni Başkanla Dışişleri Bakanı arasındaki büyük fark burdadır. ''Chicago'da bu sosyal örgütlenme çalışmasına başladığımda, sosyal değişimle ilgili fikirlerim çok soyuttu'' diyor 2007 yılında New Yorker'la yaptığı bir söyleşide, ve pragmatizmin tecrübeye verdiği önem bağlamında, bu mesleki faaliyetin ''fikirleri için kıymetli bir imtihan olduğunu'' belirtiyordu. 2007 yılında Başkan adaylığına Demokrat Parti adayı olmak için arenaya atıldığında, bir konuşmasında ''Gerçek yetişimini, ne Collumbia, ne Harvard Üniverstelerine, fakat Chicago'daki sosyal örgütlenme çalışması yıllarına borçlu olduğunu'' vurgular.
John Dewey'in felsefesi ve etkinliği
Yine New Yorker'a verdigi demeçte ''Siyasete meraklı bir aileden gelmediğini, siyasi militancılığa tamamen yabancı bir çevrede büyüdüğünü'' söylüyor. Bununla beraber Endonezya yıllarında ''büyük fukaralığı ve imkan farklılıklarını gördügünü'' ekliyor. Fakat Obama son derece entellektüel bir aileden geldiğini nedense söylemiyor. Bu aile ortamı mutlaka, farkında olmasada, onun Chicago'daki sosyal çalışmasını kolaylaştırıcı nitelikteydi.
Obama'nın annesi antropologdu. Tezini Hawaii Üniverstesinde Alice Dewey' le hazırlamıştı. Bu A. Dewey sonradan çok yakın bir aile dostu olacaktır. Kimdi A. Dewey ? Pragmatizmin kurucusu William James'in talebesi olmuş büyük amerikalı filozof John Dewey'in torunudur. John Dewey, birkaç yıl geçirmesine rağmen, Chicago'yu çok etkilemiş bir filozof. Pragmatizmin, felsefeden sosyolojiye geçmesini ona borçluyuz.
Pragmatizm Hegel'ci İdealizmle Maddeci Marksizm arasında yer alır. Darwin'in evrim teorisinin bu felsefe üzerindeki etkisi unutulmamalıdır. ''Belirli bir çevre içerisinde yavaşca evrilen türler'' fikri, toplum içerisinde muhafazakarların müdaafa ettiği değişmeyen toplum sınıflarını ve ahlâk prensiplerini sorgular ve bireyle çevresi arasındaki eklemlenmeyi daha iyi anlamak gerektiğini savunur. 1870'de pragmatizmin ilk taşlarını koyan bilimadamı filozof Charles Pierce (1839-1914) ''Bir kavram evvela pratik sonuçlarıyla belirlenir'' der. Psikolog filozof William James (1842-1910) 'Gerçek sadece bir olay, belirli bir zemin ve zamanda (bağlamda) tecrübelerle doğrulanan bir süreçtir'' der. John Dewey (1859-1952) sosyal bir pragmatisttir. Büyük katkısı, pragmatizmi toplumun hizmetine sokmak olmuştur. 1929 Büyük Krizi Amerikan toplumunu sarsmış, ölçütsüz kılmıştı. Laik ve şehirleşmiş bir ABD, yerini yavaş yavaş köktenci bir muhafazakarlığa, püritanizme bırakmıştı. Evrim Teorisi bazı okullarda bu dönemde yasaklanmışdi. John Dewey, evvela Hegelciliği benimsemiş, giderek insanın varoluşunun somut yönleriyle ilişkide bulunabilecek bir felsefe üretme arayışına girer. ''Gerçek sosyal bağlamın ışığı altında beliren etkinliğiyle ortaya çıkar; toplum ve politikanın hedefleri evvelden belirlenmiş olamazlar, sadece tetkik sonucu keşfedilebilirler. Ortak değerler yurttaşlar arasında oluşan ortak arayışdan ve tartışmalardan doğar: bu arayış ve tartışma süreci, elde edilen neticeler kadar önemlidir. Okul, çocuğun, demokratik yaşama faydalı bazı alışkanlık ve âdetleri öğrendiği bir küçük toplumdur. Okullar toplumun demokratlaşmasinin aletleri olmalıdırlar.''
John Dewey, Robert Park'in hocası olmuş; onunla bir gazete bile çıkarmış, fakat gazete fiyaskoyla sonuçlanınca karısı Alice Dewey, (diğer Alice Dewey'in anne annesi) kocasını terkedip....... Hawaii'ye yerleşmişti.
Dewey, Chicago Üniverstesinde sadece öğretim üyeliği ve Felsefe Bölümü dekanlığı yapmakla kalmamış, büyük bir öğretmen sendikasının (AFT) ve kendi pedagoji prensipleri, yani tecrübeyle eğitim metoduyla çalışan pilot bir okulun da kurucusu olmuştu. İşte, Obama'lar kızlarını, hâlâ Chicago Üniverstesi dahilinde varlığını sürdüren Lab School'a kaydetmekte tereddüt etmediler. Bu seçim Obama'nın eğitim politikası ile ilgili fikirlerini belirtir; zaten muhafazakar Cumhuriyetçiler, seçim kampanyası esnasında, Obama'yı bu fikirlerinden dolayı solculukla suçlayabildiler. Aynı William James (romancı Henri James'in kardeşi) gibi John Dewey dindar bir ortamdan, 'social gospel' geleneğinden geliyordu. Karısı Alice, hıristiyan sosyal hareketine bağlı kişiliklerle, bilhassa 'Hull House' da Amerikanın ilk sosyal yardım kurumunu açan Jane Adams'ı tanıştırmıştı. Pragmatizm, Chicago'da, laik dernekler dokusunu olduğu kadar Kiliseyi de etkiledi. Zaten B. Obama, Chicago'ya South Side'in birçok kilisesinin işbirliğini sağlamak için gelmişti. Burada, pragmatist preacher rahip Jeremiah Wright'i tanır.
Obama sosyolog
Genç B. Obama, bu hem Chicago'ya mahsus (Chicago'nu bazı güney mahallelerine özgü de diyebiliriz), hem de Amerikan kamu hizmeti sisteminin, sosyal mücadelelerin, daha geniş anlamda ilericiliğin laboratuarı olmuş bir kültür ortamında yetişir. Bu siyasi ve felsefi geleneği aynı zamanda azınlık ve zenci hakları mücadelesinin kökeninde bulmaktayız.
Entellektüel şecere zinciri o denli bariz bir şekilde belirir ki, Harvard'a ilk zenci talebeyi 1888'de kabul eden profesörün, pragmatizmin kurucusu William James olduğunu görürüz: bu zenci, sonradan sosyolog olacak W.E.B. Du Bois'dır. John Dewey ve Jane Addams, 'National Association for the Advancement of Colored People (NAACP)' ın kurucuları idiler. Robert Park, gazeteciliği ve sosyologluğu dışında, 10 yıl boyunca Güneyde Tuskegee Institute'de militanlık yapar; bu enstitünün kurucusu Booker T. Washington, 1906'da Theodor Roosevelt tarafından Beyaz Saraya yemeğe davet edilen ilk zenci olmuştu.

İşte bu medeni haklar ve pragmatik eylem kültürüdür ki Obama'yı, Harvard Hukuk Fakültesine, sonra da avukatlık şirketlerinin büyük aylıklarını reddedip, 2004 yılında, Anayasa Hukuku ve Kamu Özgürlükleri dersleri vermek için Chicago Üniversitesine kadar götürmüştür.
1992 yılında siyasi hayata atıldığında 'community organizing' tekniğini kulanarak, bir iş bürosu açacak, ve çalışdığı mahallede bina yapılarında bulunan amyantları temizlemek için mücadele verecekti. Zenci ahalinin seçim listelerine yazılmaları için büyük çaba sarfedecekti. Bu katılanların iktidarı ve menfaatına dayanan örgütlenme metodlarından hareketledir ki, bir zaman, kanun taslakları hazırlamak için ''yurttaş komiteleri'' kurmak istemişti: katılımcı demokrasinin ilk harçları atılıyordu böylece.
Dünya'yı olması gerektiği gibi değil de, sadece olduğu gibi görmeyi yeğleyen, bu sosyolog Obama, seçim kampanyası esnasında iki muazzam sosyal bilimler dersi verdi: 18 Mart 2008' de Philadephia'da ''ırk kavramı'' ve bir ay sonra ''ekonomik krizden sarsılan işçi sınıfinın duyduğu adaletsizlik hissiyle, dine, silaha, ve kendisi gibi düşünmeyenlere karşı kine dönmesi'' üzerine konferanslar.
Amerikan muhafazakar sağ kesimi hedefinde yanılmamaktadır. Sosyal Bilimler ve sosyal işçilerden nefret etmektedirler. Eğitim sisteminde sosyal bilimlerin yerinin büyük olduğundan şikayet etmektedirler. Bu sağ kanat için, Obama bu durumun en güzel delilidir. Gelince Obama'nın kendisine sosyal bilimlerle alışverişi Michell'le evleneli beri daha da çoğaldı. Michelle Obama da sosyologdur: 1985 yılında Princeton Üniverstesinde, bu üniversiteden mezun zencilerin çalışma hayatına girme sorunları üzerine bir tez yazmıştır.
Daha da önemli bir konu da, Amerikalıların, dört yıl evvel Üniversitede öğretim üyeliği yapan bir entellektüeli Başkan olarak seçmiş olmalarıdır. Bu olgu diğer hangi gelişmiş bir ülkede görülmüştür?
Hiç kuşku yok ki Amerika daima herkesi şaşırtacaktır. Bu sefer sanki iyiliğe, hoşgörüye ve akla daha bir yakın olarak.
Arsen Ceyhan / İkinci Grup |