(...) ülkeleri içerisinde göç etmek zorunda kalan ahalinin korunması gerektiğinin altını çizmektedir.

Çevre göçmenini veya mültecini belirleyen nedir ? François Gemenne: İçinde yaşadıkları çevrede denge bozuklukları ( herhangi bir tabii felaket, sel, deprem vs ) çevrenin sürekli biçimde bozulması ( çölleşme, deniz sularının yükselmesi vs ) veyahut tabii kaynakların kuruması, bilhassa su kıtlığı nedenleriyle topraklarını terk etmek zorunda kalan insanlara çevresel mülteci diyoruz. Çevresel göçlerin şimdiye kadar bilinen göçlerden farkı nedir ? F.G: Çevresel bir sıkıntı bağlamında, göçe mecbur olma daha da belirginleşir. İklim değişikliklerinin sebep olduğu zaiyatlar, ağır gelişen olgular olmalarına rağmen, ne yerinde kalmaya, ne de geri dönmeye elverişli deği. Genellikle zannedildiği gibi, tabii felaketlerin sebep olduğu göçler bile, tekrar geri dönmeye imkan vermeyebilir. Örneğin Katrina kasırgasından sonra göç eden Nouvelle-Orléans ahalisinin yarısı yurtlarına geri dönemediler!
Çevre mültecilerine, bugün ne gibi bir hukuki statü verilmektedir ? F.G: Esasında ''mülteci'' terimi biraz abartılı oluyor. Bu tamamen 1951 Cenevre Konvansiyonu tarafindan belirlenen bir terim ve çevre dengesizlik kurbanlarına hiçbir atıfta bulunmuyor. Bugün çevre göçmenleri sadece geçici ve ikincil koruma görüyorlar. İsveç, ülke mevzuatında, Cenevre Konvansiyonunu çevre ve iklim sorunlarına genişleten ve çevre felaketzedelerine gerçek mülteci hakkı veren tek ülke. Fakat Cenevre Konvansiyonuna yapılacak basit bir çevresel ilave, meseleyi çözmek için yeterli değil; zira bu konvansiyon ''iç göçleri'' içermiyor. Halbuki mecburi göçler büyük çoğunlukla ülke içerisinde olmaktadır. Bu iç göçlere maruz kalan ahalilerin güvenliği sağlanmalıdır. Bu ise tabii felaketlere karşı gerçek rolü ve sorumlulukları pek belirli olmayan Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Komiserliği ( MYK)nin sorgulanmasını gerektiriyor. MYK'nin, yakın zamanlarda iklim değişikliği ile ilgilenmeye teşvik edilmesine rağmen, bu gibi durumlarda müdahale için belirli ve sistematik bir sorumluluğu yok.
Anlaşıldığı kadarıyla, iklim değişikliğinden en çok Güney ülkeleri mi etkilenecek ? F.G: Evet ! Sanayileşmiş ülkelerin en önde gelen sorumlular arasında olmalarına rağmen. Eşitlik ve hukuk adına, ve Güney ülkelerinin bu gibi güvenlik ve koruma önlemleri almaya pek imkanları olmadığından, uluslararası bir işbirliği şart olmaktadır. Bu bağlamda, en ümit verici yol, Kopenhag İklim Zirvesini hazırlayan dosyalardan biri olan, ''iklim değişikliklerine uyum stratejilerinin geliştirilmesi'' teması; bu tema, Kuzey ülkeleri tarafindan finanse edilen fonların ne şekilde bu ''uyum'' u mümkün kılabileceğini işlemektedir. Bu stratrejiler birçok biçimler alabilecek: tarım tarzlarının çeşitlenmesi, konutların değişikliğe uğraması, bentlerin güçlendilrilmesi ...
Neden ''uyum'' meselenin anahtarı konumunda ? F.G: Sera etkili gaz salmalarının hem gerekli hem de acil azaltılmaları dışında, iklim ve çevre olgularının sebep olduğu göçleri durdurmanın tek yolu, uyum stratejilerinin geliştirilmesidir. Bu ise sadece felaketlerin cereyan ettiği ana bölgelerle kısıtlı kalmamalıdır; göçler, hele ani ve büyük sayıda insani ilgilendiriyorsa, varış ülkeleri ( genellikle bu ülkeler de fakir olduklarından ), yaşam kaynaklarının dar boğaza girmesi nedeniyle, büyük insan yığınlarını ağırlayamaz hale gelmektedirler.
Göçler de, tamamen bir uyum stratejisi olarak geliştirilebilirler. Bugün uyum politikaları sadece göçlerin durdurulması ile kısıtlı; göçlerin kolaylaştırılması ve teşviki de geleceğin politikalarını belirleyebilir. Zira çevre bozulmaları nedeniyle ilk göç edenlerin, maddi imkanları olanlar olduğunu biliyoruz; en yoksul ve dayanıksız ahali ise imkansızlıktan dolayı göç bile edememektedir. Örneğin Bangladesh'de, insanlar yılda dört veya beş defa felakete uğramalarına rağmen, çoğunluğun daha emin bölgelere göç etme imkanı yok.
Le Monde'dan derleyen Arsen Ceyhan / İkinci Grup
ilgili rapor:
Report Finds Climate Change a Detectable Driver of Migration http://www.care.org/newsroom/articles/2009/06/climate-change-report-drives-migration-20090610.asp
|