BP mi Amerikan halkı mı ? Kabahat kimin?
Doğrusunu söylemek gerekirse, Amerikan halkının BP'ye karşı hınca varan kızgınlığı biraz şaşırtıcı. Bu biraz, eroin müptelasının, uyuşturucuyu evine kadar getiren satıcısından, bahçesindeki çiçeklerin üzerinde yürüdüğü ve harab ettiği için şikayetçi olmasına benziyor ! Meksika Körfezindeki BP petrol felaketi talihin bir sillesi; uzun zamandan beri tüm gözlemci ve konuyla ilgili bilim adamlarının ifşa ettiği petrol mübtelalığının bedeli olsa gerek.
Trajedinin ilk sebebi, evvela patlayıp sonra da Meksika Körfezi sularına batan ( 22 Nisan 2010 ) BP' ye ayit Deepwater Horizon petrol platformu. Neticede, bu tarihten bu yana, Louisiana Eyaleti açıklarında bulunan 1500 m derinlikteki petrol kuyusundan her gün 40000 varil petrol kaçıyor. Amerikalı yetkililere kalsa bu rakam 60 000. Iki ayda okyanus sularına 300 milyar litre petrol akmış oluyor. Barack Obama felaketten '' ekolojik 11 Eylül '' diyerek bahsediyor artık.
Bu felaketin neticeleri aşağı yukarı biliniyor. Meksika Körfezine bakan 4 Eyalet'te ( Louisiana, Missisipi, Alabama ve Florida ) balıkçılık, turizm ve petrol arama sektörlerinde yüzbinlerce işin kaybı bekleniyor. Missisipi Nehrinin deltasını, kilometrelerce plaj ve mangrov havzasını ( deniz ormanları ) bu petrol felaketinden temizlemek için yıllar gerekecek. İçinde bulundukları ekonomik resesyondan nasıl çıkacaklarını henüz bilemeyen bu Eyaletler ayrıca milyarlarca $' a mal olacak bu felaketle de uğraşmak zorundalar.
Trajedinin derin sebebinin adı ise petrol. Dünyanın hiçbir ülkesi, ABD'nin petrola olan bağımlılığıyla boy ölçüşemez. Sadece ulaşım sektörünün % 90'ı petrola bağımlı. Buna karşın dünya petrol rezervlerinin sadece % 3'ünü elinde bulunduran ABD her gün 1 milyar $ değerinde petrol ithal ediyor. Aynı ABD dünya nüfusunun sadece % 5'ini teşkil ederken, dünya petrolünün % 2'ini tüketiyor ( OPEP ). Bu tezatlı rakamlar, sadece çevre ve küresel ısınma üzerindeki olumsuz etkileri tonlarca kg CO2 ile ölçülen bir felaketi temsil etmiyor; aynı zamanda ülkenin ekonomik dengelerini de tehdit eden bir olgu; petrol ithalatı ABD ticari açığının % 50'sini teşkil ederken, yakın bir gelecekte Hindistan, Çİn in ve Brezilya gibi ülkelerin petrol tüketiminin çoğalmasıyla fiyatların da yükselmesi de beklenmektedir.
Nihayet bu olgu stratejik bir handikapdır da. ABD, petrolünün % 70'ini Orta Doğu dan ithal ederken, devamlı barut kokan bu bölgeye bağımlılığının farkındadır. Uzun zamandan beri, bu bağılılığın tehlikeleri enerji ile ilgilenen tüm gözlemcilerce izah edilmektedir. Beyaz Saray, her 4 yılda bir yayınladığı ''Milli Güvenlik Stratejisi'' raporlarının sonuncusunda (2010), bu bağımlılığı ABD'nin en büyük zaaflarından biri olarak nitelendiriyor. Diğer yandan CIA, yayınladığı raporlarında ABD'yı ilgilendiren geleceğin tehlikeleri arasında aynı patolojiden bahsetmekten geri kalmıyor.
Bu raporlar aynı zamanda, ''American way of life'' ın sürdürülebilmesi için, artık, alternatif yakıtları öne sürmekten de çekinmiyorlar: metanol, etanol, elektrik aküleri... Fakat şimdilik, yeni bir enerji modeline geçebilmek için eksik olan, Federal Devletin aktif rolü; bilhassa vergi muhafiyeti ve bilumum finansal teşvik hala beklenmektedir. Brezilya gibi bir ülke, böyle bir model değişikliğini gerçekleştirmek üzere iken, neden ABD olmasın. Geçenlerde, Oval Büro da konuyla ilgili önemli konuşmasında, Barack Obama ''temiz enerjiler kullanmanın zamanı geldi'' diyordu. Fakat ABD'yi petrol bağımlılığından kurtarması ümit edilen ''Enerji ve Iklim Kanunu'' projesi 6 aydır petrol lobilerinin baskılarıyla Senato'da yerinde sayıyor. ABD ve dünya zaman kaybetmektedir. Alternatif enerjiler üzerine araştırmalarda belli başlı rakiplerine nazaran geride kalmaktadır ( CIA ).
Başını Bill Gates'in çektiği bir grup yeni teknoloji iş adamı Amerikan Kongresi üzerinde baskıda bulunuyor. Hedefleri, ABD' de yeni enerjilere vakfedilen federal bütçenin 3 misline çıkarılması ( 5 mılyar $'dan 16 mılyar $'a yükselmesi ). Bu konuda, Bıll Gates, New York Tımes' da endişelerini gizlemiyor ve ''Partönerlerimle önemli birşeyin saptamasını yapıyoruz: en iyi yakıt aküleri ve enerji stokajı ile ilgili en ileri teknolojiler ABD dışında gerçekleşiyor'' diyor, ''eğer Federal Devlet tarihi randevusunu kaçırırsa, özel sektörün, gerekli yatırımı yapması beklenmesin'' diye de ekliyordu.
Gerçekten de ABD yakın tarihine şöyle bir baktığımızda, her seferinde Federal Devletin inisyatifler aldığını, yeniliklere ön ayak oduğunu ve en önemlisi bu inisyatifleri finanse ettiğini görüyoruz. Bu inisyatifler çoğu zaman ekonomik resesyon dönemlerinde alınmış. Her seferinde Amerika için önemli dönüm noktalarına, yeni atılımlara ve yenilenmelere tekabül etmiş. Bu tabii ki bir tesadüf olmasa gerek. Belki de Meksika Körfezi kıyılarında, tarihin buna benzer anlarından biri yaşanıyor.
Barack Obama'nın elinde, geleceğe imza atma olanağı var ; ABD ve dünyada petrol sonrasını başlatan 44. ABD Başkanı olarak ...
03-7-2010
arsenceyhan@ikincigrup.com
|