Afrika açlıktan ölürken...
Batı Afrika çöllerinden birini dü$ünün; yer altı, en değerli madenlerle dolu olsun; petrol, gaz, uranyum, plutonyum... Bu zenginliğin üzerinde sefalet içerisinde yaşayan 70 000 insanı da düşünmeyi unutmayın. Bu insanların çoğunluğunu Tuaregler oluşturuyor.
Tuaregler gezgin bir halk; çöl kumunu ve güneşi çok seviyorlar. Fakat atalarının toprakları, pardon, kumları üzerinde yabancılaştırılmak, ötekileştirilmek üzereler...
İşletilen uranyum madeni stoklarının, artıklarının üzerinde, etrafinda yaşıyorlar bu insanlar. Uranyum zenginliğinin fakirleştirdiği Nijer, giderek sefalete batıyor. Eski sömürgeci efendi Fransa, 40 yıldır, bağımsız Nijer' in uranyumunu işletiyor; Nijer 'e gelişme vaadlerinde bulunuyor. Fakat Nijer bir türlü gelişmiyor; Fransa ise, Nijer kumlarının uranyumu sayesinde dünyanın en büyük sivil ve askeri nükleer ülkelerinden biri olmaya devam ediyor...
Peki bu nasıl mümkün oluyor ?
Fransa kendi uranyum ihtiyacını ilelebet Nijer 'den elde edebileceğini zannediyordu. Bunun adına enerji bağımsızlığı diyordu. Bu bağımsızlık, eski sömürge, şimdi bağımsız, fakat dost ülke Nijer sayesinde mümkündü. Resmi istatistiklere göre Fransa' nın enerji bağımsızlığı oranı % 46. Bu rakam nükleer elektrik üretimini de içermektedir. Bu ise uranyum gerektiren bir üretim. Fransa topraklarında işletilen en son uranyum madeni 2001 yılında kapandı. Netice itibariyle fransız nükleeri, ham uranyum tedariki için % 40 Nijer 'e bağımlı; geri kalan uranyum Kanada ve Kazakistan' dan geliyor.
Fransa, nükleer sayesinde petrol bağımlılığından kurtulduğunu iddia eden bir ülke. Fransa tüm Avrupa ülkeleri gibi petrol ithalatına devam ederken (86 milyon ton), her fransız yılda 1,4 ton petrol tüketmektedir ( en az, nükleerden çıkmaya çalışan Almanlar kadar ! ). Esasında tüm Avrupa bağımlı: Nijer uranyumuna, Orta Doğu petrolüne, Rus gazına, ve yarın Sahara güneşine. Buna tek çözüm, enerji tüketimini kontrol etmek.
Hollanda' da bulunan, Avrupa İklim Vakfi' nın ( European Climate Foundation ) yayınladığı ''Enerji Tasarrufu 2020'' ( Energy saving 2020 ), adlı bir raporda, bu saptama yapılıyor. Ne diyor bu rapor ? Avrupa, gerçek bir enerji tasarrufu politikası gütmeden, sera etkili gaz salmalarında hedeflediği azalmalara varabilmesine hiçbir imkan yoktur. Bu tür bir politika sayesinde 400 milyon ton ithal petrolü tasarruf edilebilecektir. Bu ise yeni enerjiler sektöründen daha çok istihdam sağlayabilecektir. Avrupa doğru bir enerji politikası takip etmese de... düşünüyor.
Biz ise ne akılcı bir politika güdüyoruz, ne de düşünüyoruz.
Her zaman olduğu gibi Avrupa'nın yol göstermesini bekliyoruz.
30-9-2010
arsenceyhan@ikincigrup.com
|