| PANORAMA |
|
 |
Ara Güler: 'İstanbul'a herzaman sadık kaldım' Galata Köprüsü üzerinde, 1956 |
Fotograf Ara Güler 'in 'İstanbul' başlıklı kitabı Paris'te Editions Pacifiques yayınlarında yayınlandı. Orhan Pamuk'un önsözünü de içeren kitapda, 1950 li ve 1960 lı yıllarının İstanbul'u 150 siyah-beyaz fotoğrafla hatırlatıldı. Bu fotoğraflardan 35 tanesinin yer aldığı aynı başlıklı sergi 26 Şubat 2010 tarihine kadar yayınevinin galerisinde sergileniyor.
kendisi görsel tarihçi diye tanımlayan Ara Güler, küçük esnaf ve orta sınıf insanlarla ilgileniyor: (...)'bu fotoğraf kareleri, gelecek yüzyıllar için hatıralar; makinalar insan uğraşlarının, küçük mesleklerin, mesela, zanaat ustalarının veya balıkçıların yerini alıyor; ben herzaman, kaybolmakta olan gündelik hayatının fotoğraf karelerini kayıt almak düşüncesiyle resim seçtim, çektim (...)' |
|
 |
| Kumkapı, 1950 |
1928 doğumlu Ara Güler, 'İstanbul' başlıklı kitabında, 1940 ile 1980 yılları arasında İstanbul 'un gündelik yaşantısına, semtlerine, sakinlerine şahitlik ediyor. Güler'in Siyah-Beyaz fotğrafları, gelenek ve modrenite arasında sıkışmış, Asya ve Avrupa arasına kök salmış İstanbul'u anlatıyor... |
|
 |
| Galata Köprüsü, 1954 |
(...)'Beyoğlu semtinde, Taksim'de doğdum; hiçbir zaman İstanbul'u terk etmedim; röportaj ve fotğraflarım için bütün Dünya'yı dolaştım, ama İstanbul'a her zaman sadık kaldım; bu şehrin fotoğraflarını çekmekten başka bir şey yapamazdım; İstanbul'un hayatı, benim yaşadığım şehrin hayatı (...)' |
|
 |
| Galatasaray, 1960 |
'(...)fakat İstanbul, gerçek İstanbul, 3 imparatorluğun başkenti İstanbul artık yok, öldü; İstanbul'un o ruhu gitti; bugün İstanbul, geçmişini önemsemeyen modern bir şehir; itiraf etmeliyim, artık kendimi bu şehirde bulamıyorum (...)' |
|
 |
| Eminönü, 1954 |
Ermeni asıllı Ara Güler, İstabul'a, bütün hislerini taşırdığı melanlokik bir ruhla şahitlik etti;(..)' babamın hediye ettiği bir makinayla siyah-beyaz fotoğraflar çekerek başladım; sinemayıyı çok severdi; daha sonra 35mm lik bir kamera da hediye etti; onunla, hareket ve kontrastları keşfettim(...) Siyah-Beyaz İstanbul fotğrafları, İstanbul'un şiirini yakalamak, bütün İstanbulluların 'hüzün' adını verdikleri hislerini anlatmak için en iyi yoldu...(...)
Sergi / İstanbul / Ara Güler 3 Aralık 2009 / 26 Şubat 2010 Galerie Editions Pacifiques 5, rue Saint-Romain, Paris 6 ème Pazartesi-Cuma 10:00-19:00 |
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
'Kopenhag'a 'Dünya' yı davet etmeyi unuttular'
Le Monde gazetesi 22-12-2009 tarihli sayısında, Standforf Üniversitesinde öğretim üyesi Michel Serres'e, büyük bir hayal kırıklığı ile son bulan Kopenhag İklim Zirvesi hakkındaki düşüncelerini soruyor; günümüz 'Dünya' sına 'bilim ve kültür' ün penceresinden bakan, fransız filozof 'un hepimizi düşünmeye çağıran düşüncelerinin 'Le Monde' sayfalarındaki özeti şöyle:

(...)'Eylül 1938 Münih kararları Dünya 'politikası' için ne ise, Kopenhag kararları da, Dünya 'jéopolitik' i için de odur; korkakca, savsaklayıcı, oyalıyıcı ve kaçamak; Kopenhag İklim Zirvesi başarısız bir sonuçla bitti; herşeyden önce 192 kişiyi bir masanın etrafında toplamak,hakiki bir müzakereyi temsil etmekten çok, büyük bir ayin merasimini hatırlattı; bilhassa, 192 kişinin, devlet adamlarının birinci vazifeleri, herbirinin kendi hükümetlerinin ve ülkelerinin menfaatlerini düşünmek; politika insanlar arasıdaki ilişkiler üzerine çözüm üretmek içindir ancak, Kopenhag'ın anlamı bu değildi; Kopenhag, yeryüzünün ısınması, buzulların erimesi, suların yükselmesi ve bitki ve hayvan örtüsünün kaybolması demekti; ve bütün bu konular, klasik anlamda siyasetin sınırlarını epeyce aşar;(...)
(...) Kopenhag'ın başarısızla sonuçlanması kaçınılmazdı; çok bir basit nedenle; Kopenhag' da, asıl taraf olan; hava, su, ateş ve canlılardan oluşan 'bütünlük' yoktu; Dünyanın hiç bir parlamentosunda temsil edilmeyen bu 'bütünlük' ü, ben, 'Hayat' ve 'Yeryüzü' diye özetleyeceğim, buna, 'Biogée' adını verdim; hepimiz o bütünlükten, oradan geliyoruz. İşte bu 'bütünlüğü' kim temsil edecek? Hangi büyükelçi tarafından hangi lisanda sorunlarını anlatabilecekti ? Bunu 'icad' edeceğiz; artık kurumlarımız iki taraflı değil; Yarın ın bütün oyunlarını 'üçlü' oynamak zorundayız; (...)

(...) Goya'nın 'sopalı düello-duel à coup de gourdin' isimli tablosu bu tarif ettiğim kavramı tam anlamıyla anlatır; iki adam sopalarla birbirleriyle dövüşür; Hegel, 'Efendi' ve 'Köle' yi dövüştürdüğünde, sonucu da açıklar; ( Köle, Efendi'nin Efendisi olur ) ama bu kavga sahnesinin nerede olduğunu bize söyleyi unutur, Goya, ressam, bu esas ayrıntıyı unutamaz; bu kavga 'kaygan kum' bir zeminde cerayan ediyor; iki adamda her birbirlerine vuruşta 'kaygan kumlara' biraz daha batmaktalar; işte bunun için bugün; 3'lü oyun kaçınılmazdır; politikacılar, hepimizi ilgilendiren uyuşmazlıkları, stratejik, savaşçı ve diplomatik bir açıdan çözmek isteyebilirler; ancak 'Biogée' yi davet etmeyi her unutuşlarında biraz daha 'kaygan kumlara' batacaklardır; işte, Kopenhag' da, toplantı anfisinde Goya'nın bu tablosu, tam orta yerde asılı olmalıydı;(...)
(...) Chavez 'in altını çizdiği, son 150 senede 'ekonomi' nin dünya işlerini yürütmekteki ağırlığı; en marksist sol veya en hakiki sağ için, 'ekonomi', toplumların esas altyapısıdır; bu esas altyapı üzerinde dolaşan büyük ve kara bir bulut, bütün politikacıların bu sorun için seferber olmasını sağlıyor; ben, uzun zamandır, ekonominin, başka parametrelerden sadece bir tanesi olduğunu söylüyorum; kapitalizmin bugünkü finansal krizi, çok daha derin 'kırılmaların' habercisi; bu krizi aşabilmek için, 'teşvik' ve 'reform' kavramları yetersiz; (...)
(...) sözünü ettiğim kırılmaların en derin olanı şüphesiz, köylü çoğunluğun kaybolması; 20.yüzyılın başında Batıda nufüsun yüzde 60-65 i köylü; 2000 'li yılların başında bu oran yüzde 1,8. Dünyanın öteki bölgelerinde de görülecek kırsal alandaki bu nufüs azalması, 'neolitik' le başlayan bir zamanın bittiğinin habercisi; bir durumun yeniliği, bir önceki zamanın uzunluğuna orantılıdır; işte bunun için bugün yaşadığımız kırılma çok büyük bir altüst oluş; sonuçlarını daha yeni yeni hissedebiliyoruz; 'köylü' ile 'şehirli' aynı Dünya 'da 'aynı varlık' değil; çağımız başka 'kırılmaları' da taşıyor; yerleşim, insan ömrü, demografi, iletişim, herşey değişime uğruyor; tek değişmeyen, 'kurumlarımız'. Ve durumda, herşeyin patlama noktasına gelmesine şaşırıyoruz; 1 milyar insanı hükümet etmeye tasarlanmış kurumlar ve kurallar, bugün 6 milyar insanı hükümet etmek için geçerli; veya, 'köylü' iken 'şehirli' olmamız veya evvelki yüzyılda insanlar, 30 sene ortalama yaşarken, yüzyıla yakın yaşıyorlar bugün, nasıl patlama olmasın? (...)
(...) Kopenhag İklim Zirvesi, 'politika' nın sınırlarını ve yetersiz kalmasını bize gösterdi; ama bilim adamlarından bahsetmeliyiz; 192 ülkenin siyasileri eğer arkalarında 'Hükümetler Arası İklim Bilirkişi Grubu (GİEC- HAIBG ), yani 'bilim adamları' olmadan toplanamazlardı; iki küme insan bu oyunun içinde; bilgiye haiz fakat seçilmemiş 'bilim adamları' ve öte yandan, 'seçilmişler' kümesi fakat bilgiye sahip değiller; artık 'İlerleyebilmek' için bu 2 kümenin yeniden ortak profillerini tasarlamamız lazım; yani bugün, siyasi ve bilim adamlarının, günümüz Dünya' sına birlikte müdahaleleri gerekli, bunu tasarlayabilmeliyiz' (...)
İşte fransız filozof Michel Serres'in düşünceleri...
'Yeni Dünya' için 'yeni hükümet etmek metodlarını ve uygulamalarını' şart koşuyor...
22-12-2009
caglarsavkay@ikincigrup.com
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|