'fazladan kavrulmuş yanaklarımız'
Demokratik coşku niye yok? Niçin hepimiz tedirginiz? Niye haklı bir coşku her santimetre karemizden fışkırmıyor?
Çünkü hiçbirimiz 'muhafazakar AKP' iktidarının niyetini bilmiyoruz... Çünkü hiçbirimiz 'muhafazakar AKP' iktidarına güvenmiyoruz...
Çünkü hiçbirimiz, Şemdinli savcısı Ferhat Sarıkaya meslekten men edilmişken, hangi gerekçelerle Ergenekon savcısı Zekeriya Öz'e itimat edeceğiz sorusuna makul bir cevap bulamıyoruz...
Çünkü hiçbirimiz, Şemdinli'de 'teslim olanların' bugün 'teslim almalarının' hangi amacı olabileceğini, tarafların hangi pazarlık şemasında buluşacaklarını bilemiyoruz...
Çünkü hiçbirimiz, 'en başından' başlamak varken, 'en sonundan' ileriye nasıl gidebileceğimizi çözemiyoruz...
Çünkü makul olanlarımız, böyle bir usul ile, belki de 'daha bin yıl' hiç bir darbe teşebbüsünü Yargı'ya taşıyamayacağımız hakkında ciddi kuşkuların yerinde olduğunu görebiliyoruz...
Çünkü hiçbirimizin buralarda 'hukuk devleti kuralları' hüküm sürdüğü ve artık süreceği hakkında zerre düşüncesi yok...
Çünkü hepimiz, 1980 rejimi Anayasası yürürlükte iken, 1982 Anayasası 'geçici' 15.maddesi 'kalıcı' mühürü ile sabitlenmişken, Siyasi Partiler Kanunu, TSK İç Hizmet kanunu ilgili hükümleri yürürlükte iken, Cemil Çiçek'ler, Mehmet Ali Şahin'ler hükümette iken, nasıl bir sihir ile vesayet rejimi son bulacak sorguluyoruz...
İşte Taraf gazetesine gönderilen GenelKurmay savcılığının neler yapabileceğine dair açık yazı...
İşte burada hüküm süren hakimiyet...
Kim hangi 'naif' duygulara kapılmış olursa olsun, 'hakikat' yanaklarımızı en sert, en hoyrat, kuvveti ile çarpar... yakar...
1980 rejiminin en birinci sorumlusu Ege kıyılarında 'huzur içinde' resim yapmaya devam eder bu düzen sürer, gider...
fazladan, bize hep aynı hakikat ile 'kavrulmuş yanaklarımız' kalır...
5-07-2008
caglarsavkay@ikincigrup.com
|