AVRUPA
'Avrupa Birliği etkinliğini yitirdi, Dünya müzakereleri masasında yok ve sözü artık dinlenmiyor'
İKLİM - ÇEVRE
ABD ile AB arasındaki görüş ayrılıkları / Arsen Ceyhan
21.YÜZYIL
Amerika nın 'keyfi bozuk' !
KÜLTÜR
Sartre, Fanon, Kemal Tahir ve yürür gezer yalanlar / Arsen Ceyhan
İstanbul
 
SÖZ UÇMASIN
 
'İnsanların haksız yere çektikleri acılara şahitlik edenler, şahit oldukları acıların utançlarını da taşırlar.'

J.M.Coetzee
EMASYA yürürlükten kalktı
Türkiye'de valilerin izni olmaksızın askeri birliklerin toplumsal olaylara müdahale etmesine olanak tanıyan EMASYA ( Emniyet Asayiş Yardımlaşma Protokolü ) yürürlükten kalktı. 27 maddelik protokol, sıkıyönetim rejimine olanak tanıdığı gerekçesiyle birçok sivil toplum örgütü ve aydın tarafından eleştiriliyordu. 1997 yılında 28 şubat sürecinde İçişleri Bakanlığıyla Genelkurmay Başkanlığı arasında imzalanan protokol bugüne kadar fişleme de dahil olmak üzere bir çok iddiayla birlikte gündeme geldi. Şemdinli'de 2005 Umut kitapevinin bombalanmasında sanık olan askerlerin de EMASYA protokolü çerçevesinde görevlendirildiği iddianamede yer almıştı...   
ABD dönüşebilir mi veya Obama'nın zorlukları / Arsen Ceyhan
 Bir yıl evvel Cumhuriyetçilerin yenilgisi, GW Bush'un başkanlığının sona ermesi büyük umutlar vermişti. O günlerin heyecanı sönmüşe benzese de, Obama' ya oy veren milyonlarca orta halli ve yoksul amerikalı, ekonomik durumları düzelme göstermese de hala umut besliyorlar. Barıştan yana olanlar Afganistan' da olup bitenlerden umutsuzluğa düşerken, sağlık reformu beklentilerin çok gerisinde, çevre politikası ise son derece ihtirassız kaldı. Bu gibi durumlarda ''iyiden daha az, fakat hiçden daha iyi' türünden yuvarlak laflar edilse de, keyifler bozuk.   
 PANORAMA
Ara Güler: 'İstanbul'a herzaman sadık kaldım'
Galata Köprüsü üzerinde, 1956
 Fotograf Ara Güler 'in 'İstanbul' başlıklı kitabı Paris'te Editions Pacifiques yayınlarında yayınlandı. Orhan Pamuk'un önsözünü de içeren kitapda, 1950 li ve 1960 lı yıllarının İstanbul'u 150 siyah-beyaz fotoğrafla hatırlatıldı. Bu fotoğraflardan 35 tanesinin yer aldığı aynı başlıklı sergi 26 Şubat 2010 tarihine kadar yayınevinin galerisinde sergileniyor.

kendisi görsel tarihçi diye tanımlayan Ara Güler, küçük esnaf ve orta sınıf insanlarla ilgileniyor: (...)'bu fotoğraf kareleri, gelecek yüzyıllar için hatıralar; makinalar insan uğraşlarının, küçük mesleklerin, mesela, zanaat ustalarının veya balıkçıların yerini alıyor; ben herzaman, kaybolmakta olan gündelik hayatının fotoğraf karelerini kayıt almak düşüncesiyle resim seçtim, çektim (...)'
Kumkapı, 1950
 1928 doğumlu Ara Güler, 'İstanbul' başlıklı kitabında, 1940 ile 1980 yılları arasında İstanbul 'un gündelik yaşantısına, semtlerine, sakinlerine şahitlik ediyor. Güler'in Siyah-Beyaz fotğrafları, gelenek ve modrenite arasında sıkışmış, Asya ve Avrupa arasına kök salmış İstanbul'u anlatıyor...
Galata Köprüsü, 1954
 (...)'Beyoğlu semtinde, Taksim'de doğdum; hiçbir zaman İstanbul'u terk etmedim; röportaj ve fotğraflarım için bütün Dünya'yı dolaştım, ama İstanbul'a her zaman sadık kaldım; bu şehrin fotoğraflarını çekmekten başka bir şey yapamazdım; İstanbul'un hayatı, benim yaşadığım şehrin hayatı (...)'
Galatasaray, 1960
 '(...)fakat İstanbul, gerçek İstanbul, 3 imparatorluğun başkenti İstanbul artık yok, öldü; İstanbul'un o ruhu gitti; bugün İstanbul, geçmişini önemsemeyen modern bir şehir; itiraf etmeliyim, artık kendimi bu şehirde bulamıyorum (...)'
Eminönü, 1954
 Ermeni asıllı Ara Güler, İstabul'a, bütün hislerini taşırdığı melanlokik bir ruhla şahitlik etti;(..)' babamın hediye ettiği bir makinayla siyah-beyaz fotoğraflar çekerek başladım; sinemayıyı çok severdi; daha sonra 35mm lik bir kamera da hediye etti; onunla, hareket ve kontrastları keşfettim(...) Siyah-Beyaz İstanbul fotğrafları, İstanbul'un şiirini yakalamak, bütün İstanbulluların 'hüzün' adını verdikleri hislerini anlatmak için en iyi yoldu...(...)


Sergi / İstanbul / Ara Güler
3 Aralık 2009 / 26 Şubat 2010
Galerie Editions Pacifiques
5, rue Saint-Romain, Paris 6 ème
Pazartesi-Cuma 10:00-19:00

 


'Kopenhag'a 'Dünya' yı davet etmeyi
unuttular'

Le Monde gazetesi 22-12-2009 tarihli sayısında, Standforf Üniversitesinde öğretim üyesi Michel Serres'e, büyük bir hayal kırıklığı ile son bulan Kopenhag İklim Zirvesi hakkındaki düşüncelerini soruyor; günümüz 'Dünya' sına 'bilim ve kültür' ün penceresinden bakan, fransız filozof 'un hepimizi düşünmeye çağıran düşüncelerinin 'Le Monde' sayfalarındaki özeti şöyle:

 

 

 

 

 


(...)'Eylül 1938 Münih kararları Dünya 'politikası' için ne ise, Kopenhag kararları da, Dünya 'jéopolitik' i  için de odur; korkakca, savsaklayıcı, oyalıyıcı ve kaçamak; Kopenhag İklim Zirvesi başarısız bir sonuçla bitti; herşeyden önce 192 kişiyi bir masanın etrafında toplamak,hakiki bir müzakereyi temsil etmekten çok, büyük bir ayin merasimini hatırlattı;  bilhassa, 192 kişinin, devlet adamlarının birinci vazifeleri, herbirinin kendi hükümetlerinin ve ülkelerinin menfaatlerini düşünmek; politika insanlar arasıdaki ilişkiler üzerine çözüm üretmek içindir ancak, Kopenhag'ın anlamı bu değildi; Kopenhag, yeryüzünün ısınması, buzulların erimesi, suların yükselmesi ve bitki ve hayvan örtüsünün kaybolması demekti; ve bütün bu konular, klasik anlamda  siyasetin sınırlarını epeyce aşar;(...)

(...) Kopenhag'ın başarısızla sonuçlanması kaçınılmazdı; çok bir basit nedenle; Kopenhag' da, asıl taraf olan; hava, su, ateş ve canlılardan oluşan 'bütünlük' yoktu; Dünyanın hiç bir parlamentosunda temsil edilmeyen bu 'bütünlük' ü, ben, 'Hayat' ve 'Yeryüzü' diye özetleyeceğim, buna, 'Biogée' adını verdim; hepimiz o bütünlükten, oradan geliyoruz. İşte bu 'bütünlüğü' kim temsil edecek? Hangi büyükelçi tarafından hangi lisanda sorunlarını anlatabilecekti ? Bunu 'icad' edeceğiz; artık kurumlarımız iki taraflı değil; Yarın ın bütün oyunlarını 'üçlü' oynamak zorundayız; (...)

 

 

 

 

 

 



(...) Goya'nın 'sopalı düello-duel à coup de gourdin' isimli  tablosu bu tarif ettiğim kavramı tam anlamıyla anlatır; iki adam sopalarla birbirleriyle dövüşür; Hegel, 'Efendi' ve 'Köle' yi dövüştürdüğünde, sonucu da açıklar; ( Köle, Efendi'nin Efendisi olur ) ama bu kavga sahnesinin nerede olduğunu bize söyleyi unutur, Goya, ressam, bu esas ayrıntıyı unutamaz; bu kavga 'kaygan kum' bir zeminde cerayan ediyor; iki adamda her birbirlerine vuruşta 'kaygan kumlara' biraz daha batmaktalar; işte bunun için bugün; 3'lü oyun kaçınılmazdır; politikacılar, hepimizi ilgilendiren uyuşmazlıkları, stratejik, savaşçı ve diplomatik bir açıdan çözmek isteyebilirler; ancak 'Biogée' yi davet etmeyi her unutuşlarında biraz daha 'kaygan kumlara' batacaklardır; işte, Kopenhag' da, toplantı anfisinde Goya'nın bu tablosu, tam orta yerde asılı olmalıydı;(...)

(...) Chavez 'in altını çizdiği, son 150 senede 'ekonomi' nin dünya işlerini yürütmekteki ağırlığı; en marksist sol veya en hakiki sağ için, 'ekonomi', toplumların esas altyapısıdır; bu esas altyapı üzerinde dolaşan büyük ve kara bir bulut, bütün politikacıların bu sorun için seferber olmasını sağlıyor; ben, uzun zamandır, ekonominin, başka parametrelerden sadece bir tanesi olduğunu söylüyorum; kapitalizmin bugünkü finansal krizi, çok daha derin 'kırılmaların' habercisi; bu krizi aşabilmek için, 'teşvik' ve 'reform' kavramları yetersiz; (...)

(...) sözünü ettiğim kırılmaların en derin olanı şüphesiz, köylü çoğunluğun kaybolması; 20.yüzyılın başında Batıda nufüsun yüzde 60-65 i köylü; 2000 'li yılların başında bu oran yüzde 1,8. Dünyanın öteki bölgelerinde de görülecek kırsal alandaki bu nufüs azalması, 'neolitik' le başlayan bir zamanın bittiğinin habercisi; bir durumun yeniliği, bir önceki zamanın uzunluğuna orantılıdır; işte bunun için bugün yaşadığımız kırılma çok büyük bir altüst oluş; sonuçlarını daha yeni yeni hissedebiliyoruz; 'köylü' ile 'şehirli' aynı Dünya 'da  'aynı varlık' değil; çağımız başka 'kırılmaları' da taşıyor; yerleşim, insan ömrü, demografi, iletişim, herşey değişime uğruyor; tek değişmeyen, 'kurumlarımız'. Ve durumda, herşeyin patlama noktasına gelmesine şaşırıyoruz; 1 milyar insanı hükümet etmeye tasarlanmış kurumlar ve kurallar, bugün 6 milyar insanı hükümet etmek için geçerli; veya, 'köylü' iken 'şehirli' olmamız veya evvelki yüzyılda insanlar, 30 sene ortalama yaşarken, yüzyıla yakın yaşıyorlar bugün, nasıl patlama olmasın? (...)

(...) Kopenhag İklim Zirvesi, 'politika' nın sınırlarını ve yetersiz kalmasını bize gösterdi; ama bilim adamlarından bahsetmeliyiz; 192 ülkenin siyasileri eğer arkalarında 'Hükümetler Arası İklim Bilirkişi Grubu (GİEC- HAIBG ), yani 'bilim adamları' olmadan toplanamazlardı; iki küme insan bu oyunun içinde; bilgiye haiz fakat seçilmemiş 'bilim adamları' ve öte yandan, 'seçilmişler' kümesi fakat bilgiye sahip değiller; artık 'İlerleyebilmek' için bu 2 kümenin yeniden ortak profillerini  tasarlamamız lazım; yani bugün, siyasi ve bilim adamlarının, günümüz Dünya' sına birlikte müdahaleleri gerekli, bunu tasarlayabilmeliyiz' (...)

İşte fransız filozof Michel Serres'in düşünceleri...

'Yeni Dünya' için 'yeni hükümet etmek metodlarını ve uygulamalarını' şart koşuyor... 

22-12-2009

caglarsavkay@ikincigrup.com


  


 
 TÜRKİYE
 
Yıldırım Türker
'İşçinin soluğu'
08-2 08-2
Aslı Aydıntaşbaş
'Münih, ben ve 65 yaş üstü beyaz adamlar'
Mehmet Altan
'Alevi Çalıştayı’na gerek var mıydı? '
08-2
 DÜNYA
09-2 Paris
'Nouveau 'logo biologique' pour l'Europe'
08-2 New York
'Obama Plans Bipartisan Summit on Health Care'
08-2 Londra
'Thousands to lose jobs as universities prepare to cope with cuts'
08-2 Washington
'Obama invites Republicans to summit on health care'
08-2 Madrid
'El recorte de pensiones provoca un fuerte debate en el Gobierno'
08-2 Münih
'Röttgen setzt auf Angriff'

Yunanlılar mezede biraz geniş mezhepli
( Hürriyet, 27 Ekim 2002 )


Yunanlı şef, Akdeniz mutfağı uzmanı Yannis Aleksiyu'ya Türk ve Yunan mezeleri arasındaki farkı sordum. Tatmin edici bir cevap alamadım. Çünkü galiba arada pek bir fark yok! Yalnız Yunanlılar biraz geniş mezhepli. Ahmet Rasim ‘‘Ne kadar insan varsa o kadar çeşit meze anlayışı vardır'' mealinde bir söz etmiş. Yunanlılar bu liberal yaklaşımı epey zorlamışa benziyor. Bizim ana yemeklerimizi bile mezeden saymaktalar. Selanik tarihi açıdan önemli bir kent. Bu sözü arkeoloji veya sanat tarihine ait paha biçilmez eserlere bakarak söylemiyorum. İnsan burada bir iç denizin farklı kıyılarına yerleşmiş iki halkın beş yüz yıla yakın bir süre barış içinde nasıl bir arada yaşadığını görüyor. Birlikte yaşama, her iki topluma güzellikler katmış, birbirinden borç alan kültürleri zenginleştirmiş. Çizmeyi aşmadan yemekten örnekler vereyim...

Devamı...
Obama'nın entelektüel-felsefi şeceresi ve Pragmatizm/Arsen Ceyhan
 Barack Obama'dan bir 'pragmatist' olarak bahsediliyor. Bu şekilde, Obama alelade bir politikacıya benzetilmek isteniyorsa, hata ediliyor. Aksine, felsefi anlamda bir pragmatist olması, onu tamamiyle benzersiz kılmaktadır.
Obama' nın felsefe kaynakları : Reinhold Niebuhr / Arsen Ceyhan
 Reinhold Niebuhr'u kim tanıyor ? Halbuki, Barack Obama' nın en çok beğendiği filozoflardan ve XX. yyıl amerikan düşünce tarihinin önde gelen simalarından biri. New York Times' ın sorduğu bir soruya, Başkan adayı Obama ''Niebuhr' u beğenirim; en sevdiğim filozoflardandır'' cevabını verir ve ona ne borçlu olduğunu izah eder: 'Kötülüğün, felaket ve ıstırabın gerçekten bu dünyada var olduklarını belirten çarpıcı fikirleri var. Niebuhr, bunları yok edebileceğimize inancımızda mütevazi olmalıyız, fakat bunu, 'kinizm' ve vurdumduymazlığımıza bahane olarak kullanmamalıyız der. Saf bir idealizm ile katı bir gerçekçilik arasında tereddüt edeceğimize, zor olacağını bile bile bu çabaları sarfetmemiz gerektiğini müdaafa eden fikir... Bu fikri ondan aktarıyorum.''
Obama ' nın Kitaplığı / Arsen Ceyhan
 Okumasını bilen bir ABD Başkanı ile karşı karşıya bulunduğumuzu bilmek, insana ne gibi bir etki yapıyor ? Tabii ki iyi bir etki. Her daim, elinin altında bir kitabın bulunduğunu bilmek insana rahatlık veriyor doğrusu. Genellikle, hatipliğin ve iletişimdeki yetenekleri o denli göklere çikartılır ki, söylem zenginliğinin temelini teşkil eden olgu unutulur: o da, hararetli bir kitap okuyucusu olmasıdır. Sanki bir gün kitap okumaktan bıktığında, Amerika' yı yönetmeye o zaman başlayacakmış gibi. Bu çok okuyan entellektüel Başkanın, iki otobiyografik metni ve Amerika' da ırk sorunu ile ilgili söylevi ( tam türkçe metin ikincigrup'da ) var. İdeal kütüphanesini yazdığı hatıralardan belirliyoruz.
KÜNYE
© Telif Hakları http://www.ikincigrup.com'a aittir.